Kızılderili mitolojilerinde inceleme: Kadın karakteri

700

Kızılderililer dediğimizde aklımıza aynı kültürde yaşayan bireyler gelse de gruplar halinde yaşarlar. Bugün ulaşılabilen mitler Kızılderililer’in kimi kültürel özellikleri ve tutumları hakkında bilgi sahibi olmamız için aydınlatıcı eserlerdir. Birçok farklı kabilenin mitlerini aynı anda okuyoruz, Kızılderililer üzerine okuma yaptığımızda.

Mitlerin farklı kabilelerin olabileceğini dolayısıyla farklı değerler üzerine kurgulanabilecekleri ihtimalini göz ardı etmeden okuduğumuzda bazen birebir aynı bazen tamamen farklı betimlemeler okuyoruz. Bu metinde Kızılderili mitlerindeki kadın figürünü incelerken, birebir aynı ve farklı olan betimlemeleri de okuyacağız.

Mitleri incelerken Freud gibi yaklaşırsak çocuklara özgü cinsel merak içeren sorular ve bu merakın ilgiyle açımlanmasıyla gelişen hikayeler okumuş oluruz. Mitler yalnızca Freud’un okuma biçimiyle okunmak zorunda değillerdir. Farklı bir bakışla Bachofen’in mitolojilerin anaerkil değerler içerdiğini fikriyle de okuyabiliriz.

Bence miti okurken önyargı ile yaklaşmamalı ve bize ne anlattığını dinlemeliyiz. Çünkü Freud’un ve Bachofen’in hemfikir olduğu şekilde mitlerde ikincil rol oynayan unsurlar önemsizmiş gibi görünen fakat önemli olan unsurlardır.

Kızılderili kültüründeki kadın figürünü incelerken temel metin olarak Alice Marriott ve Carol K. Rachlin’in derlediği Kızılderili Mitolojisi kitabını inceledim. Bu kitapta derleyenler mitolojilerin her birinin hangi kabileye ait olduğu belirtilmiş olduğu için kadın figürünü incelerken hangi mitosun hangi kabileye ait olduğunu belirtebileceğim.

Kızılderili mitolojilerinde kadın figürünün bütün nitelikleri genel olarak Örümcek Nine karakterinde toplanmış olmakla birlikte farklı karakterler görmek de mümkündür. Mitlerde genellikle torunları Savaş İkizleri ile birlikte görülen Örümcek Nine, yaşlı bir tipleme olarak karşımıza çıksa da dilediğinde genç ve güzel bir kadına dönüşebilir.

Akıllı ve sevecen öğütleriyle insanların düşüncelerine ve kaderlerine yön verebilirken düşünceleri ve davranışları kendisine saygısız olanları toprağın altına çekebilir. Örümcek Nine karakterinin yanında Geyik Kadın, Sabah Yıldızı Kadın gibi farklı kadın karakterler de mitolojilerde yer almışlardır.

Mikasuki kabilesinin anlattığı Halkımı Doyurmak: Mısırın Gelişi isimli mitte anneanne ve iki torunun yaşadıkları anlatılmaktadır: Torunlar avdan eve döndüklerinde akşam yemeğinde avladıkları etin yanında mısır yemeği yiyorlarmış ve daha önce hiç mısır görmedikleri için anneannenelerinin bu yiyeceği nereden bulduklarını merek ediyorlarmış.

Bir gün torunlardan büyük olan ava gitmiş, küçük olansa saklanıp anneannesini gözetlemiş ve görmüş ki anneannesi ellerini vücuduna sürerken sürdüğü her yerden mısır dökülüyormuş. Anneannesi dökülen mısırları toplayarak mısır yemeği yapıyormuş. Küçük torun gördüklerini kardeşine anlatmış, demiş ki mısır anneannenin bir parçası.

Sırrının öğrenildiğini fark eden anneanne, ölüm vaktinin geldiğini düşünmüş ve ölüm döşeğindeyken torunlarına mezarından çıkacak olan bitkinin püsküllerini sonbaharda toplamalarını, tohumları kurutup saklamalarını, ilkbahar mevsiminde ekmelerini öğütlemiş.

Ponka kabilesinde anlatılan Geyik Kadın mitolojisi genç kız ve erkekleri uyarmak amacıyla anlatılmaktadır: Geyik Kadın’ı hiçkimse tanımıyormuş, akşamları bazen ortaya çıkar davulun başında yalnız başına dans edermiş. Beyaz güzel bir şal giyermiş ve saçları omuzlarından taşarmış.

Derin bakışları olan bu kadının bakışlarına yakalanan genç kız ve erkekler gözlerini bakışlarından ayıramazlarmış çünkü ayırabilseler ayaklarının geyik toynağına benzediğini görebilirlermiş. Danslara katıldığı akşamlarda gençlerden birini kaçırıp ormanda öldürürmüş. Bu nedenle halk gençleri korumaya çalışırmış.

Geyik Kadın’ın fahişeler kuşağının başkanı olduğuna inanılırmış. Bunlardan başka, hamile kalan genç kızların çocuklarını büyükanne ve büyükbabalarına bıraktığı, Geyik Kadın’ın bu çocuklara sahip çıkıp onlara iyi baktığı anlatılırmış.

Komançi ve Kiowa kabilelerinde anlatılan Bir Güzellikler Dünyası: Peyote Dini mitolojisinde sürekli gezerek yaşayan halklarının kaktüs bitkisiyle tanışmaları anlatılır: Yoldalarken kadınlardan biri hamileymiş, çok yorulmuş ve dinlenmek için uyumuş. Uyandığında kucağında erkek çocuk bulmuş ve yalnızmış.

Halkına yetişmek için yürümeye başlamış, yürürken acıkmış, sütü olmadığı için bebeğini emziremiyormuş ve ağlamaya başlamış. Tam bu sırada bir ses işitmiş, “Sol elinin yanındaki bitkiyi kopar. Bütün insanların yiyeceği ve içeceğidir, insanların hastalıklarını ve acılarını iyileştirir. Bu yiyeceği halkına götür.” demiş. Kadın sesin dediğini yapmış, halkı da onlara yeni bir gün getirdiği için ona Sabah Yıldızı Kadın ismini vermişler.

Buraya kadar betimlenen kadın figürlerinde çocuklara sahip çıkmaları ve onlara iyi bakmaları ortak özellikleri olarak gösterilebilir. Bunlara ek olarak toprakta yetişen yiyecekleri halklarına ulaştırmaları da dikkat çekmektedir. Örümcek Nine karakteri topraktan kap yapması ve yol göstericiliği ile ön plana çıkmıştır.

Çeroki kabilesinden öğrenilen Güneş Nasıl Oluştu isimli mitolojide karanlıkta yaşayan hayvanlar ışığı elde etmeye çalışırlar ve Örümcek Nine yardımcı olur: Örümcek Nine yerden biraz nemli çamur bulur, yuvarlayarak kase biçimi verir ve güneşe doğru giderken dönüşte yolunu bulabilmek için yere lif bırakarak gider. Güneşin küçük bir parçasını alıp kasesine koyup geri dönmüş. Böylece çanak çömlek yapımı kadın işi olmuş.

Tewa kabilesinde anlatılan İnsanlar Orta Yer’e Nasıl Geldiler mitolojisinde yer altında yaşayan insanlar Köstebek’in yardımıyla aydınlık olan yeni dünyalarına çıkarlar ve yerleşecekleri yeri Örümcek Nine’nin yardımıyla bulurlar: Örümcek Nine aydınlık dünyaya ulaşan insanlara kavga etmemelerini, savaş aletleri edinmemelerini ve mısır yetiştirmelerini tavsiye etmiş. Etraflarındaki dağların neler olduğunu dinleyen insanlar, Güneyin Dağına vardıklarında Köstebek’i ve Nine’yi yeniden göreceklerini öğrenmişler.

Yolculuk süresince dağlara giden, yorulan, acıkan, kavga eden insanlar azalmışlar ve geriye sadece bir kadın ve bir erkek kalmış. Uzakta Parıldayan Altın Dağ görmüşler ve aynı anda yerde köstebek izlerine benzer izler görmüşler. Ancak gördükleri hayvanın üstünde örümcek ağı deseni olan sert bir şey varmış. Kaplumbağa tıpkı Parıldayan Altın Dağ biçimindeymiş. Dağ bu sırada ikisine doğru yaklaşmaya başlamış ve insanlar yerleşecekleri yere vardıklarını anlamışlar.

Kiowalıların anlattığı Yarım Çocuklar Nasıl Oluştu mitolojisinde ise Örümcek Nine bütün yaşayan varlıkların ve nesnelerin annesi ve koruyucusu olarak kendisini tanıtmıştır. Nine’nin mısır tarlasına yakın tipisi varmış ve çocukla mutlu bir hayat sürüyorlarmış. Nine kilden kaseler yapıyor, güneşte kurutuyor ve ateşte pişiriyormuş.

Tepelerden dar yapraklı avize ağacı çiçekleri topluyor, sepetlere yerleştiriyormuş. Kışlık yiyecekler toplama ve depolama, yaban bitkisi toplama ve kurutma işlerini birlikte yapıyorlarmış. Nine çocuğa ok ve yayı ile hayvanları nasıl avlayacağını ve onları pişirilecek et halinde kendisine getirmesi için nasıl temizleyeceğini öğretmiş.

Örümcek Nine anlatılan mitolojilerde de görülebileceği gibi kadınlık özelliklerinin tümünü kendi karakterinde içerir. Kızılderililerin aile ve akrabalık prensiplerini inceleyen Lewis H. Morgan, bu toplumun anaerkil prensibe dayandığını ve kök ailelerinde bu prensibe göre oluşturulduğunu iddia etmiştir.

Eric Fromm’un Rüyalar, Masallar, Mitler kitabında yazdığına göre Bachofen, anaerkil kültürün temelinde teslimiyet ve özünde kan bağı, toprağ bağı ve doğaya karşı bir teslimiyet olduğunu göstermiştir. Bu aileler gelişimlerinin temeli olan kendilerine özgü açıklığa ve genelliğe sahiptir. Özgürlük ve eşitlik kavramları, insanların içsel huzura sahip olmaları ve barışçıl mizaç göstermeleri de anaerkil düzenden kaynaklanır. Gaia Dergi