Yok olmanın eşiğinde: Doğayla iç içe, sincapları emziren Awa Amazon Kabilesi’nden sıra dışı kareler

1623

Amazon’un derinliklerinde, çocuklarını, silahlarını ve hayvanlarını yanlarına alarak Brezilya’nın doğusundaki ormanlarda ağır ağır ilerleyen,

dünyanın en yok olmaya yüz tutmuş kabilesi yaşıyor: sömürgeciler ve yasa dışı çiftlik sahipleri tarafından yok olmanın eşiğine getirilen Awa Kabilesi.

Ancak hâlâ “ev” saydıkları ormanda tamamen uyum içinde yaşayan kabilenin pek çok ailesi, çok sayıda vahşi hayvanı evcil hayvan olarak edinmiş ve kadınlar bu hayvanları büyüyene kadar emziriyor.

Sonsuza dek yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olan kabilenin insanları, ormanda modern dünyadan uzak ve güvendeler. Bu nedenle pek az kişi Awa ile tanışabildi.

Fotoğrafçı Domenico Pugliese de bu ilgi çekici kabile ile vakit geçirme ve hatta onlar için bir eğlence malzemesi olma şansını yakalayan şanslı kişilerden biri.

Pugliese’in kabile ile ilk tanışması, 2009 yılında gazeteci bir arkadaşının nehrin aşağısına ve kabilenin “ev” dediği yağmur ormanlarına doğru yapacağı iki günlük gezide, kendisine ve antropolog bir arkadaşına eşlik etme teklifi sonucu gerçekleşiyor.

Ailenin oldukça önemli bir kavram olduğu kabilede, aile kavramı yalnızca insanlarla sınırlı kalmıyor. Hayvanların da ailenin parçası sayıldığı bu kabilede, hayvanlar tıpkı çocukların ebeveynlerine yardım ettiği gibi meyve toplayıp, fıstık kırıyorlar. Ailenin kabile için önemini Pugliese şu sözlerle anlatıyor:

“Yetişkin bir adamın, ailesiz ve bekar ne yaptığını anlamıyorlar. Beni seyrediyorlar ve bana tavsiye vermeye çalışıyorlar. Ancak nereden geldiğimi bilmiyorlar. Dünyaya dair bir görüşleri yok. Onlara nereden geldiğimi, yaşam biçimimi anlatmak imkânsız. Onlar için ailesi olmayan bir adam akıl almaz bir şey.”

Yaban domuzları, sincaplar, muhabbet kuşları ve aguti olarak bilinen dev kemirgenler besleseler de en sevdikleri hayvan maymun olan kabile için primatlar oldukça önemli bir besin kaynağı. Ancak bir yavru ailenin içinde doğar ve emzirilirse, onu asla yemiyorlar. Daha sonra ormana dönse bile onu artık “hanima” ya da ailenin bir parçası olarak kabul ediyorlar.

“Sincapları ve maymunları tıpkı kendi çocuklarını emzirir gibi emziriyorlar. Bu durum, olduğumuz yerden ne kadar uzağa geldiğimizi anlatıyor. Doğaya oldukça yakınlar. Hatta, yakın da değil; onlar doğanın bir parçası,” diyor Pugliese.

Ancak bu uyum azaldıkça, yok olma riskleri artıyor.
Maranhao Eyaleti’ne 500 yıl önce İspanyol göçmenler geldiğinde on binlerce kişilik nüfusa sahip olan kabile, günümüzde yalnızca 400 kişi civarında ve bunlardan 60 tanesi dış dünyayla hiç bağlantı kurmamış.

Sömürgeciler tarafından getirilen grip, kızamık, çiçek gibi hastalıklar nedeniyle ölen kabile halkından geriye kalanlar ise köleleştirilmiş ve şeker kamışı ve kauçuk plantasyonlarında çalıştırılmış. Maranhao kabileleri, yıllar süren baskılardan sonra 1835 yılında Avrupalı yöneticilerine karşı, eyaletten 100 bin yerli insanın imhasıyla sonuçlanan bir ayaklanma çıkarmış.

Soykırımdan kurtulmak için göçebe yaşam tarzını benimsemek zorunda kalan kabile, 200 yıl içinde becerikli avcılara dönüşmüş ve birkaç gün içinde terk edecekleri barınakları birkaç saat içinde yapmayı öğrenmişler. Yeni göçebe yaşam tarzlarıyla çiftçilik bilgilerini ve hatta ateş yakmayı bile unutmuş Awa Kabilesi.

Dünya Bankası ve AB, 1982 yılında “yerli halkın topraklarını koruması” için Brezilya’ya 600 milyon euro kredi verse de, yasa dışı ağaç kesen kişiler bir 30 yıl daha yerli halkın varlığı için tehdit unsuru oluşturmuş.

Indigenous Missionary Council‘e göre 2003-2010 yılları arasında 450’ye yakın kişinin öldürüldüğü kabilede, 2012 yılında 8 yaşındaki küçük bir kızın korunan bölgeden dışarı çıktığında canlı canlı yakıldığı söyleniyor. Luis Carlos Guajajaras’a göre küçük kız diğer yerlilere göz dağı verme amacıyla öldürülmüş.

Hükümet, geçtiğimiz yıllarda Awa topraklarının istilacılardan temizlendiği açıklasa da, bu topraklar daha büyük bir tehlike ile karşı karşıya: Amazon’da gitgide artan yangınlar. “Dünyanın Akciğeri” olarak bilinen Amazon’un doğusundaki geniş orman alanlarını yok eden alevlerin, kabilenin topraklarını plantasyon alanına çevirmek isteyen çiftlik sahipleri tarafından başlatıldığı söyleniyor.

Kabilenin bir üyesi olan Tatuxa’a, ormana gittiğinde sis ve dumandan başka bir şey göremediğini, her yerde topraklarına gittikçe yaklaşan ateşler olduğunu anlatıyor ve ekliyor:

“Hükümetin yardımına ihtiyacımız var. Çok fazla olduğu için tek başımıza ateşleri söndüremeyiz, meyvelerle dolu ormanımız yok ediliyor, deremiz bile kuruyor. Nerede avlanacağız? Nerede bal toplayacağız? Çok üzgün ve endişeliyim.”

Pugliese’in kabile ve topraklarının yok oluşu kadar farkında olduğu bir diğer şey ise yardıma gelen insanların bile istemsizce de olsa doğal dengeyi bozdukları. İlk başta tişört gibi hediyelerin yaşayış biçimlerini kötü etkileyeceğini düşünse de, Awa halkının tişörtleri çok sevdiğini söylüyor.

“Tişörtlerin nereden geldiğini düşünüyorlar bilmiyorum, fabrika nedir bilmezler. Belki de tişörtlerin ağaçta yetiştiğini düşünüyorlardır,” diyen Pugliese, 2014 yılında Amazon Yağmur Ormanları‘nı tehdit eden yasa dışı ağaç kesimi ve çiftçiliğe dikkat çekmek için “Son Avcılar” adında bir sergi açmış.

Kaynak: Daily Mail