Osmanlı Devleti’nde Neden Devşirme Sistemi Kullanılıyordu?

758

Malumunuz olduğu üzere Osmanlı’nın, devlet yapısı içerisinde kullanmak üzere asker ve yönetici yetiştirmede kullandığı bir sistem vardı.

Uzun yıllar boyunca bu yöntemin izlenmesinin belli bir sebebi olabilir miydi peki?

platon devlet’in 5. cildinde devleti muhafaza edecek silahlı gücün niteliği hakkında konuşur. doğal aile kamu yararının düşmanıdır.

çünkü insan her şeyden önce aile ve giderek kendi klanının çıkarlarını gözetecektir. çin ve roma kültürlerinde hadımlar sistemi vardı.

sadece kralına, hükümdara bağlı olan ve bütün hayatı bu krala sabitlenmiş bir alanda geçen bu insanlar efendilerine ölümüne sadıktılar.

abbasiler de türk köleler kullandı. el mutasım türk gençlerinde memlük (kölemenleri) oluşturdu. bu tip bir askeri kast sistemi sadece sultana bağlı durumdaydı.

arap toplumunda görülen güçlü nepotizme (akrabadan gelen torpil) karşı bu tedbiri düşündü. ama devşirme yönteminin en saf biçimini kuşkusuz osmanlı türkleri hayata geçirdi

hıristiyan gençler veya çocuklar özellikle sağlıklı olanları, bir tür yetenek avcısı osmanlı görevlileri tarafında ailelerinden koparılıyordu.

bunun ilk sebebi elbette müslüman çocuklarının şer’i olarak köle yapılamamasıdır. elbette bunun islam’da yeri yoktu ama siyaset bir realite olarak uygulamada dinden de üstündü.

ailelerinden alınan bu çocuklar istanbul’a getirtilip sıkı bir eğitimden geçiyordu. vezirliğe kadar çıkan bu insanlar eninde sonunda sultanın kölesiydi elbette.

bilindiği gibi osmanlı sistemi meritokratikti (bkz: meritokrasi). saraya alınan elit erkeklerin eğitimi haremağaları tarafından iki ila sekiz yıl arasında yapılıyordu.

bunların en güzideleri topkapı sarayı’na alınıyordu. kız devşirmeler de buna yakın bir eğitim aşamalarından geçiyordu. neticede bunlar padişah anaları oluyordu.

neden padişahlar türk prenseslerle evlenmedi?

esasında aynı zihni tutum söz konusudur burada… çünkü sultanın alacağı kızın akrabaları sarayın gücüne eş bir aristokratik yapı kuracaktı.

bu en baştan engellenmiş oldu. köle sistemi de bu şekilde mutlak sadakat ve mutlak itaat ile kurumsallaştırılmış oldu. machiavelli bile prens’inde övgüyle söz eder bundan.

Kaynak: seyler.eksisozluk.com

******

başka bir kaynak

Osmanlı Devleti’nde Devşirme Sistemi

Devşirme, devşirmek fiilinden gelir ve toplanmak anlamındadır. Osmanlı Devleti’nin ele geçirdiği, özellikle Rumeli ve Balkanlardaki Hristiyan topluluklardan, genç ve yetenekli çocukların alınarak, sıkı bir eğitim altında, üstün bir asker ve yönetici oluşturma sisteminin adıdır. Devşirme Sistemi tarihte, Osmanlı Devleti’nden önce Roma, Bizans ve birçok İslam devletinde yabancı ülke halklarından gençlerin yetiştirilmesi şeklinde görülmüştür.

Osmanlı’da ise devşirme sistemi kendi tebaasından gençlerin yetiştirilmesine dayanıyordu.

Osmanlı Devleti’nin ilk döneminde daimi bir ordu yoktu. Birlikler savaş zamanı toplanır ve savaş sonrası dağılırdı. Askere katılımda, gönüllülük esası, ya şehit ya da gazi olma düşüncesi uygulanıyordu.

Ancak, sınırların genişlemesi, artan fetihler, her an düşmanla karşılaşma durumu ve uzun süreli kuşatmalarda uzun soluklu askerlere ihtiyaç duyulması Osmanlı tarihinde Orhan Bey döneminde ilk daimi ordu Yaya ve Müsellemlerin kurulmasına neden oldu.

I.Murat döneminde asker ihtiyacının artması üzerine, savaş esirlerinden askerlik yapmaya elverişli Hristiyan çocukların 5’te 1’inin alınarak, Türk-İslam terbiyesi ve askeri terbiyenin verilmesiyle Pençik uygulaması başlatılmıştır.

Böylece Kapıkulu Ocakları’nın temeli atılmıştır. Osmanlı tarihinde, 1402 Ankara Savaşı’na kadar uygulanan bu sistem, Fetret Dönemi’nde; batıdaki seferlerin durması, savaşlarda esir alınamaması ve Kapıkulu Ordusu’nun askeri ihtiyacının yeterince karşılanamaması başka arayışları gündeme getirdi.

Devşirme Sistemi ilk kez Çelebi Mehmet zamanında, Balkanlarda uygulanmaya başlandı. II.Murat zamanında kanunlaştı. Önceden Rumeli’de uygulanan devşirme işi 15. yy’da Anadolu’da da yapılmaya başlandı.

Devşirmeler, Kapıkulu Ordusu’ndaki Yeniçeri ve Bostancı Ocağı’nın temelini oluştururlardı. Osmanlı’da fethedilen bölgelerdeki yabancı çocukların 5’te 1’i alınarak yetiştirilir, yeteneklerine ve kabiliyetlerine göre ayrılırdı. Bu çocuklar güçlü ve dövüşmeye yatkınsa Yeniçeri Ocağı’na, zeki ve yetenekli ise saraya alınırdı.

Enderun Mektebi, devşirme bürokratları yetiştirirdi. Osmanlı Devleti’ndeki büyük komutanların, devlet adamlarının ve vezirlerin birçok kısmı devşirme sisteminden gelirdi. Rum Mehmet Paşa, Yunus Paşa, Veli Mahmut Paşa, Kuyucu Murat Paşa, Rüstem Paşa, Pargalı İbrahim Paşa ve Sokullu Mehmet Paşa gibi Sadrazamlığa dahi yükselebiliyorlardı.

Devşirilen her çocuğun kimlik bilgileri eşkâl defterlerine yazılırdı. Yaşları genelde 8-18 arası, ortalama yaş ise 15’ti. Devşirme alımında, genç ve yetenekliler seçilirken dikkat çekmeyecek esmerler alınır, sarışınlar alınmazdı.

Tek çocuklar, sığırtmaçlar, keller, fodullar, köseler, doğuştan sünnetliler ve aşırı uzun boylular alınmazdı. Ailesi ölmüşler ise terbiyesi eksik ve görgüsüz olacakları düşüncesiyle alınmazdı. Kâhya oğulları da gözü açılmış olacağı endişesi ile alınmazdı.

Devşirme Kanunu, başlangıçta Rumeli, Üsküp, İştip, Kösedil, Prizren, Gorice, Somokcu, Pirebol, Taşlıca, Ergiri, Kasri, Yanya, Pirlerpe, İşkodra, Ohri ve Manastır gibi yerlerde uygulanırdı.

15. yy’da Anadolu’dan: Erzurum, Harput, Diyarbakır, Bursa ve İstanbul civarı dışında diğer yerlerde uygulanırdı. Anadolu devşirmeleri içinde en ünlüsü Kayseri çevresinden devşirilen Mimar Sinan’dır. Devşirme için, Arnavut, Boşnak, Rum, Sırp, Bulgar ve Hırvat çocuklar tercih edilir, Türk, Kürt, Acem, Rus, Yahudi, Gürcü ve Çingene çocukları devşirilmezdi.

Devşirilen çocuklar 100-200 kişilik kafileler halinde İstanbul’a gönderilir, sünnet edilir ve Müslüman olurdu. Yeniçeri ağasının teftişi sonrası, belli bir süre, Anadolu ve Rumeli çiftlik sahiplerinin hizmetlerine verilir, Türkçeyi ve Türk Müslüman geleneklerini öğrenmeleri sağlanırdı.

3-8 sene sonrasında yeniden İstanbul ve Gelibolu’ndaki Acemi Ocaklarına sevk edilirlerdi. Burada Acemi oğlan adıyla kabiliyetlerine göre yetiştirilirlerdi. Askeri kabiliyeti en üst düzeyde olanlar Yeniçeri, diğerleri ise Cebeci, topçu, lağımcı ve tersane hizmetlisi gibi Kapıkulu Ordusu’nun birimlerini oluştururdu. Zeki olanlar saraya giderdi.

Devşirmeler, hiçbir zaman köle kabul edilmemiş ve onlara köle gibi davranılmamıştır. Bu İslam hukukunda da yanlıştır. Çünkü İslam’a göre Müslümanlar köle olamazlar. Devşirme Sistemi’nde ilk önce gönüllülere yer verilirdi.

Yeniçeri olmak ve devlet kapısına girmek onlar için büyük fırsattı. Hayatlarını garantiye aldıklarında, aileleri bir değil bütün çocuklarını vermek isterdi. Sistemi uygularken de Hristiyanları Türkleştirme ve İslamlaştırma gibi bir amaç güdülmedi. Bu amaç daha çok iskan ve sürgün politikalarıyla gerçekleştirilmiştir.

http://tarihdersleri.org/devsirme-sistemi/