İngiliz kadın bisikletçi Türkiye’de yaşadığı tacizi anlattı: ‘you, me, sex’ gibi garip bir teklifte bulundular

121
Paylaşarak Destek OL!

İngiliz kadın bisikletçi Türkiye’de yaşadığı tacizi anlattı: ‘you, me, sex’ gibi garip bir teklifte bulundular

İngiliz kadın bisikletçi Türkiye’de yaşadığı tacizi sosyal medyada anlattı: Üç erkek beni yol üzerinde durdurup ‘you, me, sex’ diye garip bir teklifte bulundu.

Frances Grier isimli İngiliz bisikletçi, yolculuk günlüklerinde, İngiltere’den Çin’e giden rotası üzerinde bulunan Türkiye’ye özel bir bölüm açtı. Genç kadın, Türkiye’de karşılaştığı erkeklerle yaşadığı korku dolu anları sosyal medya hesabı üzerinden paylaştı.

Medyascope’un haberine göre Grier, “Tek başına bir kadın olarak dünyayı gezmenin olumsuz yönleri var ve bunlar istenmeyen, davetsiz ve korkutucu tecrübeler. Fotoğrafını çekemeyeceğimiz, yola çıkarken yıkmak istediğimiz önyargılar gerçek olunca geceleri uyumaktan, sabahları ise yola çıkmaktan vazgeçiren yönler” dedi ve Türkiye’de geçirdiği günleri şöyle aktardı: “Son iki günde, üç erkek beni yol üzerinde durdurup ‘You. Me. Sex’ diye garip bir teklifte bulundular. ‘Merhaba’, lugatlarında yoktu herhalde. Başka biri yaklaşıp beni ellemeye çalıştı, hızla uzaklaştım. Bir başkası ise aracından uzanıp öpmeye kalktı. Köyler ve kasabalardan geçerken atılan lafları saymıyorum bile…”

There’s the other side of solo female travel: the unpleasant, unwanted and downright scary side; the side we can’t photograph; the stereotypes prevailing which travel is there to break down; the side which stops us sleeping at night and sometimes wants us not go on in the morning. . There’s the two men in three days who have stopped me by the side of the road and suggested “You. Me. Sex” but not known the word “hello”. The man who reached out and grabbed my bum when I cycled away from him. The man who leant out of his lorry to try to kiss me. The leers I get when I cycle through a rural town. And all of this when I am literally covered head to toe in mud and grease. . I attract these because I am a lone, western woman and, by comparison to the east, film and media portray us as loose and less moral. I want to say to these men “I am the same species as you. I don’t want to have to fear you. How would you feel if a man tried this with your sister or daughter?”. . I hate that, after four weeks praising Turkey’s friendliness, kindness and hospitality, a few men in the north east have shattered my view of what has otherwise been an amazing country. I hate that I entered a village after one of these incidents and glared at every man who approached me. I hate how suspicious I was when a genuinely kind man in that village brought me a fruit juice, as so many of the generous and hospitable men in this country have done before. I don’t like looking at the world with fear. . It is hard for me to comprehend the way these men have approached me. All of this has been in four days on a mountain road that I have been desperate to get off so that I can feel safe again. It has been very tough. And that’s before I even mention the huge climbs, long distances and weather I have had to contend with. Isn’t my cycling route hard enough without this added as well? . This journey is more than just a cycling trip. Some days you need a game face just to set off in the morning. #gobibike

Frances Grier (@gobibike)’in paylaştığı bir gönderi (1 Nis, 2018, 12:19ös PDT)

‘DOĞU KÜLTÜRÜ, BATILILARI AHLAKSIZ OLARAK TANITIYOR’

İngiliz bisikletçi, “Yaşadıklarım, yalnız ve Batılı bir kadın olmamdan kaynaklanıyor. Doğu kültüründe ve medyasında bizleri ahlaksız ve gevşek mahluklar olarak tanımlıyorlar. Ancak ben tacizcilerime demek istiyorum ki; “ben de sizin gibi insanım. Sizlerden korkmak zorunda olmak istemiyorum. Tacizlerinizi başka biri kızınıza veya kız kardeşinize yöneltse nasıl hissederdiniz?” dedi.

‘BU ÜLKEDE SABAH YOLA ÇIKMAK CESARET İSTİYOR’

Bir an önce güvenli bir yere gitmek istediğini aktaran Grier, “Dört hafta boyunca bu ülkenin güzelliklerini, misafirperverliğini ve nezaketini anlattıktan sonra Karadeniz’de karşılaştığım bu insanlardan, tüm olumlu izlenimimi yıkmış olmalarından dolayı da nefret ediyorum. Başka bir köyde bana meyve suyu ikram eden nazik bir beyefendiye şüpheyle bakmaktan da nefret ediyorum.

Halbuki Türkiye’de geçirdiğim süre içerisinde sayısız cömert insan tanıdım. Bu insanları anlamakta zorlanıyorum. Bu korkutucu tecrübeleri yaşadığım dağ yolundan bir an önce kaçmak ve kendimi yeniden güvende hissedebilmek istiyorum. Burada sabahları yola çıkabilmek bile cesaret gerektiriyor” dedi.