TARHANA ÇORBASI VE BENİM HİKAYEM

504

Annem anlatıyor; 2 yada 3 yaşlarımdan önce çok fena hasta olmuşum. Öleceğimi düşündükleri için tüm köylü bizim evde toplanmış. Vücudum bazen mosmor morarıyor bazen pembeleşip beyazlaşıyormuş. Evdekilerin hepsi kesinlikle sabaha çıkmaz diyor.
Ve herkes ha şimdi ha biraz sonra ölecek diye bekliyor.

Nasıl olsa yolda ölürüm diye doktora götürmüyorlar. Annemin iki gözü iki çeşme çaresiz.
Bir yandan ağlıyor bir yandan dua ediyor. Ölü evi yassız olmaz derler. Köyün yasLı kadınları yas tutmaya çoktan başlamışlardı Sabah oluyor güneş doğuyor ben ölmüyorum.
Babam traktörle uzak köylere çift sürmeye gitmiş.

Traktörün borç taksidini hazırlaması gerek. Aynı gün sabah çıkıp geliyor. Şaşkına dönüyor anneme etrafındakilere komşulara söyleniyor Beni aldığı gibi traktörle ilçeye doktora. ilçe 30 km uzakta ölürse yolda ölsün diyor. Doktor ilk müdahaleyi yapıyor,ama yaşamam konusunda o da umutsuz. ilaçlar vitaminler ve perhiz listesiyle geri dönüyoruz. O zamanlar doktorların hastalarına perhiz listeleri meşhurdur. Ben doktorun yasakladığı ve kabul ettiği hiç bir şeyi yemiyorum. Hiç bir yiyeceği dişlerimin önünden ileriye geçmesine izin vermiyorum.

Bir anne için çok zor gözlerinin önünde açlıktan ve hastalıktan ölüp gideceğim. Zaten kendi sütü olmuyor hayvan sütünü de ben içmiyorum. Annem çaresiz bir de içine ekmek doğranmış tarhana çorbasını deniyor. Tarhana çorbasının tadını hisseder hissetmez uyur gibi kısık olan gözlerim birden açılıyor. Yedikçe yemişim ben yedikçe annem devam etmiş.
Bir hafta boyunca sadece tarhana çorbası yiyerek turp gibi eskisinden daha sağlıklı duruma gelmişim.

O günden bu güne isterse aylar boyu her öğün Tarhana çorbası yesem bıkmıyorum.
Ama tek bir şartım var “Annemin tarahanası olacak”  :)