ÖLÜMÜ TUTSAKLIĞA TERCİH EDEN BİR HALK Düşmana teslim olmaktansa toplu şekilde intihar ettiler

160
Paylaşarak Destek OL!

ÖLÜMÜ TUTSAKLIĞA TERCİH EDEN BİR HALK

Düşmana teslim olmaktansa toplu şekilde intihar eden bir halk. Xanthos Halkı. Antik şehir bugün fethiye’ye 45 km. mesafede minare köyü yakınında bulunmaktadır. M.ö. 545 ‘de kenti kuşatan güçlü pers ordusuna karşı kahramanca karşı koyan Xanthoslular, çaresiz kalınca kendi kadın ve çocuklarını öldürüp evlerini yaktıktan sonra intihar etmişler. O sırada kentte olmayan 80 aile dışında bu kentte hayatta kalan olmamış.

Tarihçi herodot’un anlattıklarına göre; “pers ordusu başlarında komutanları harpagos olduğu halde xanthos ovası’na indiği zaman, xanthoslular bitmez tükenmez kuvvetlere karşı, az sayıda güçleri ile dövüştüler ve yiğitlikte nam saldılar ama yenildiler. Kadınlarını, çocuklarını, hazinelerini, kölelerini kaleye doldurdular.

Alttan ve yandan ateşe verdiler öyle ki yangın kaleyi yerle bir etti. Bundan sonra birbirlerine korkunç yeminlerle bağlanarak, düşmana saldırdılar. Savaşta tek kişiye varıncaya kadar, savaşarak öldüler. Bu ateşten yalnızca başka yerlerde bulunan xanthoslular kurtulabildiler. Onlar şehri baştan kurdular.”

Tarihi boyunca büyük istilalar ve felaketler yaşayan kKantos’u, Roma döneminde de M.Ö 42 yılında brutus işgal etmiş. Kentin ikinci kez kendisini yok edişi, Romalı Brutus’ün para ve güç toplamaya geldiğinde yaşanmış, ksantoslular önce şehrin çevresine hendek açmışlar ve geçit vermemişler ama kent çabuk düşmüş.

Likyalılar için tarih tekerrür etmiş ve onlar yine ailelerini kendi elleriyle öldürmek ve intihar etmek zorunda kalmışlar. (yunan tarihçi) Plutarkhos’un anlattığı, belki de Likya tarihinin en acılısıdır. İşgalci brutus’u bile gözyaşlarına gömer. Kucağında ölü çocuğuyla bir ilmeğin ucunda intihar etmekte olan likyalı kadın, öbür eliyle evini ateşe vermektedir. Ne kendini, ne evini, ne de çocuğunu bırakmıştır düşmana.

Xanthos yazılı kaya ve çevirisi

“Evlerimizi Mezar Yaptık
Mezarlarımızı Ev
Yıkıldı Evlerimiz
Yağmalandı Mezarlarımız
Dağların Doruğuna Çıktık
Toprağın Altına Girdik
Suların Altında Kaldık
Gelip Buldular Bizi
Yakıp Yıktılar
Yağmaladılar Bizi
Biz Ki Analarımızın Kadınlarımızın
Ve Ölülerimizin Uğruna
Biz Ki Onurumuz Ve Özgürlüğümüzün Uğruna
Toplu Ölümleri Yeğleyen Bu Toprağın İnsanları
Bir Ateş Bıraktık Geride*Hiç Sönmeyen Ve Sönmeyecek Olan”