Hiç Yıkılmayacağını Düşünerek İnsanlara Kan Kusturan 11 Diktatör ve İbretlik Sonları

14636
Paylaşarak Destek OL!

Hiç Yıkılmayacağını Düşünerek İnsanlara Kan Kusturan 11 Diktatör ve İbretlik Sonları
İnsanoğlunun içinde yatan canavar bir kere uyanmayıversin.
Bir daha dizginlemek mümkün olmayabiliyor bazen.
Bu canavarı en kolay uyandıran şeylerden biri ise güçtür.
Tarih, güç zehirlenmesi yaşayarak insanlara kan kusturmuş diktatörlerle doludur.

Hemen hepsinin hikayesinde de bol bol ortak noktalar vardır.
Yavaş yavaş yükselme, kontrolü ele alınca ilk iş muhaliflerinin üzerine çullanma, servet içinde yüzerken insanları yoksulluğa mahum etme, kaybedeceğini sezince ortalığı kana bulama vs.

Birçoğu da kendini ilahi bir lütuf olarak görür ve tarihteki onca devrik diktatöre rağmen asla yenilmeyeceği kanısına kapılır. Yarınlar yokmuşcasına zulümlerine zulüm eklerler.
Bunlardan bazıları tanıdık gelmiştir belki… Kimisi gerçekten de yaptıklarının bedeli ödetilemeden göçüp gitmiştir bu dünyadan. Ancak kimileri de suçlarının cezasını çok ağır bedellerle ödemiştir.

İşte hiç yenilmeyecekmiş gibi yaşayan ancak sonu ibretlik olan 11 diktatör…
1. Adolf Hitler – Sovyet ordusu Berlin’e girince intihar etti…

Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi (NSDAP)’nin kurucusu ve başkanıydı. Almanya’nın başına geçince önce iç temizliğe girişerek muhaliflerini vahşice katletti. Geri kalanları da hapishanelere tıktı. Ardından hem 6 milyon Yahudi’nin katledildiği Yahudi Soykırımı’nın hem de on milyonlarca insanın hayatını kaybettiği ikinci dünya savaşının fitilini ateşledi.

Tarihin en kanlı faşist diktatörlerinden biriydi. Savaşı kaybettiği kesinleşince ve Sovyet ordusu Berlin’e girince, yeni evlendiği Eva Braun ile birlikte intihar etti. Braun, siyanür kapsülünü ısırarak saniyeler içinde öldü. Hitler ise önce siyanür kapsülünü ısırdı, ardından aynı anda silahıyla kendisini kafasından vurarak öldü.

2. Benito Mussolini – Kurşuna dizildi ve cesedi Loreto Meydanı’nda teşhir edildi.

Avrupa’nın ilk faşist lideri olan Benito Mussolini, İtalya’nın başına geçtiği 1922 yılından sonra terör estirmeye başladı. Faşist parti dışındaki partileri kapatmak, gazetelere sansür uygulamak, sendikaları yasa dışı ilan etmek gibi pek çok faşizan politikayla halkı bezdirdi. Adolf Hitler ile müttefik olan faşist diktatör, saldırgan iç ve dış politikaları nedeniyle 400 bin insanın ölümünden sorumluydu.

Roma İmparatorluğu’nu yeniden canlandıracağını iddia ediyordu. Cephelerdeki ve iç siyasetteki başarısızlıklarıyla başlayan çöküşünün ardından 25 Nisan 1945’te komünist partizanlar tarafından yakalandı. 28 Nisan’da metresi Clara Petacci ile birlikte kurşuna dizilerek öldürüldü. Ertesi gün Mussolini’nin, sevgilisinin ve birkaç yandaşının cesedi Milano’da Loreto Meydanı’ndaki Esso benzin istasyonunun çatısından başaşağı sallandırıldı.

3. Nikolay Çavuşesku – Eşiyle birlikte kurşuna dizildi…

1965’te Romanya’nın başına geçen Nikolay Çavuşesku, düşünce ve ifade özgürlüğüne karşı savaş açtı. Kendisi servet içinde yüzüp oldukça lüks bir hayat yaşarken, halk yiyecek ekmek bulmakta bile zorlanıyordu. 1989’da başlayan barışçıl gösteriler sırasında eylemcilerin üzerine ateş açılmasıyla olaylar daha da büyüdü ve ordunun da dahil olduğu bir ihtilale dönüştü. Kaçmaya çalışan Nikolay Çavuşesku ve eşi Elena Çavuşesku, 25 Aralık 1989’da yargılanarak kurşuna dizildiler.

4. Saddam Hüseyin – Asılarak idam edildi…

Irak’ın 5. Cumhurbaşkanı (1973-2003). 1970’li yıllardan itibaren devleti kademe kademe ele geçirmeye başladı. Bu dönemde Irak nüfusunun yalnızca beşte birini oluşturmalarına rağmen Sünni Araplar pek çok kilit yönetim kademesine getirildi. Hükümeti devirmeye çalışan veya bağımsızlık çabasına girişen Şiiler ve Kürtlere karşı pek çok kez sindirme girişiminde bulundu.

Bu süreçlerde 5 bin kişinin öldüğü Halepçe Katliamı’nda olduğu gibi kimyasal silahlara da başvurdu. 2003 yılında, ABD ve Britanya öncülüğündeki koalisyon güçleri Irak’ı işgal etti. Harekatın başlamasından üç hafta sonra, 9 Nisan 2003 tarihinde başkent Bağdat’ın koalisyon güçlerinin eline geçmesiyle Saddam Hüseyin iktidarı sona erdi, kısa süre sonra da Baas Partisi yasaklandı.

Yaklaşık sekiz ay sonra saklandığı sığınakta yakalanan Hüseyin daha sonra yargılandı. 5 Kasım 2006’da, idam cezasına mahkûm edildiğinde yaklaşık 2 milyon insanın ölümünden sorumluydu. 30 Aralık 2006’da asılarak idam edildi.

5. Muammer Kaddafi – Linç edildi…

1969’da yaptığı darbe ile Libya’nın başına geçti. 2011 yılında başlayan iç savaşa kadar da ülkeyi yönetti. Petrol zengini ülke, komşularına nazaran daha zengin görünse de kendinden başka hiçkimseye iktidar şansı tanımayan Kaddafi’nin yasakları ve kısıtlamalarıyla boğuşmak zorunda kaldı. Muhalifleri bastırmada sık sık şiddete başvurdu. Son olarak 2011 yılında başlayan içsavaşla devrildi ve isyancılar tarafından linç edilerek öldürüldü.

6. Hideki Tojo – Başarısız intihar girişiminin ardından asılarak idam edildi.

Japon ordusunun Çin’de ve Güneydoğu Asya’da işlediği insanlık suçlarının baş sorumlularından biri olan faşist general. Başbakanlığı döneminde Japonya’nın etki alanlarında yapılan ve yaklaşık 8 milyon insanın öldüğü katliamların da sorumlusudur.

II. Dünya Savaşı sonrası kurulan Uzak Doğu Uluslararası Askerî Ceza Mahkemesi tarafından A Sınıfı savaş suçlusu olarak hüküm giydi. Tutuklanması için evi kuşatıldığında kendini göğsünden vurarak intihar etmeye çalıştı ancak kurtarıldı. Daha sonra 23 Aralık 1948’de asılarak idam edildi.

7. Pol Pot – Ev hapsinde öldü

Kurduğu ve yönettiği Kızıl Kmerler adlı radikal komünist hareket ile verdiği gerilla savaşı sonucu Kamboçya yönetimini ele geçirdi ve 1975-1979 yılları arasında yönetti. Kentlerde yaşayan milyonlarca insanı zor kullanarak köylere yerleştirerek çiftliklerde ve pirinç tarlalarında çalıştı. Yaklaşık 1.5 milyon insanın çekiç, balta ve kürekle öldürme emri verdi. İktidarda olduğu süre içinde 7 milyonluk Kamboçya nüfusunun 3 milyon 300 binini katletti.

1979’da devrilince Kamboçya’nın ormanlık bölgelerine kaçtı ve burada gerilla hareketine devam etti. 1997’de tekrar başkenti ele geçirmeye çalıştı ancak başarısız oldu. Bunun üzerine yandaşlarınca ömür boyu ev hapsine mahkum edildi. 1998’de kimi iddialara göre kalp krizi nedeniyle, Kızıl Kmerler’in iddialarına göre ise intihar ederek öldü.

8. Mobutu Sese Seko – Canını zor kurtardı, sürgünde öldü.

32 yıl boyunca (1965–1997) o zamanki adıyla Zaire günümüzdeki adıyla Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nin devlet başkanlığını yapmıştır. Yönetim süresi boyunca yanlış politikalarla zengin yeraltı kaynakları olan ülkeyi fakirleştirmiştir. Aynı zamanda demir yumrukla yönettiği ülkede aykırı seslere karşı da tolerans göstermemiştir. Kendisini sürekli ilahi bir güç olarak gösteriyor, bu şekilde tasvir ettiriyordu.

1994’ta yaşanan Ruanda soykırımı sırasında Hutuları desteklediği için Tutsilerin tepkisini çeken Mobutu, Kasım 1996’da ülkenin doğusundaki Tutsileri sınır dışı etmeye çalışması üzerine Uganda ve Ruanda hükümetlerinin desteğini alan Laurent-Désiré Kabila liderliğindeki Tutsiler ve diğer Mobutu muhalifi gruplar başkent Kinşasa’ya yürüyüşe geçti.

Ne kanser hastası olan Mobutu ne de emrindeki silahlı kuvvetler direnecek durumda olmadığından Mobutu’nın isteği üzerine başlayan barış görüşmeleri başarısızlıkla sonuçlandı. 16 Mayıs 1997’de Kinşasa’yı ele geçiren muhalif gruplar 32 yıllık Mobutu iktidarını devirdiler.

Devrilen Mobutu sürgün olarak önce geçici olarak Togo’ya ardından Fas’a gitti. 7 Eylül 1997’de sürgündeyken prostat kanseri’nden yaşamını yitirdi ve Fas’ta defnedildi.

9. Alfredo Stroessner – Ülkesinden kaçtı, sürgünde öldü…

1954 ve 1989 yılları arasında Paraguay’ı yöneten askeri diktatör. Latin Amerika’da 20. yüzyılın en uzun süren diktatörlüğünü kurmuştur. 4 Mayıs 1954’te Başkan Federico Chavez’i devirdi. Ardından yalnızca kendisinin aday olduğu bir seçimle devlet başkanlığına geldi. Bir yandan kırsal kesimdeki yoksullar ile kent işçilerinin huzursuzluğunu yatıştırmaya çalışırken, bir yandan da büyük toprak sahiplerinin ve işadamlarının çıkarlarını kolladı.

Meclisi ve mahkemeleri yandaşlarıyla doldurdu. Altı kez art arda başkan seçilmesini meşrulaştırmak için 1967 ve 1977’de anayasa iki kez değiştirildi. Rejim karşıtlarına ağır baskılar uyguladı. 1983 ve 1988’de iki kez daha devlet başkanlığına seçilen Stroessner, Şubat 1989’da bir askeri darbeyle yönetimden uzaklaştırıldı.

Darbeden sonra bir sonraki on yedi buçuk yıl sürgünde yaşayacağı Brezilya’ya kaçtı. Ölümünden önce ülkesine dönmek istedi ama hükümet izin vermedi. 16 Ağustos 2006’da öldü.

10. İdi Amin – Ülkesine dönebilmek için yalvardı, sürgünde öldü…

1971-1979 arasında devlet başkanlığı yapmış olan Ugandalı asker diktatör. İdi Amin’in yönetimi sırasında politik baskı, etnik ayrımcılığın yanı sıra insan hakları ihlalleri yoğun şekilde gözlemlendi. Uluslararası gözlemciler ve insan hakları gruplarının tahminlerine göre, 100,000 ila 500,000 insan İdi Amin’in yönetimde olduğu dönemde öldürüldü.

Ekim 1978’de Tanzanya tarafından desteklenen Uganda Ulusal Kurtuluş Ordusu adlı gerillaların saldırıları başladı. Sonunda 13 Nisan 1979’da isyancı gerillalar başkent Kampala’ya ulaşmadan önce, ülke dışına kaçtı.

İdi Amin, hayatının geri kalanında Uganda’ya dönmesine izin vermesi için Uganda Devlet Başkanı Yoweri Museveni’ye yalvardı ancak Yoeri izin vermedi. Amin, 16 Ağustos 2003 tarihinde, Cidde’de, hastanede öldü ve Cidde Ruwais Mezarlığına gömüldü.

11. Slobodan Milosevic – Lahey’de yargılanırken öldü…

Eski Yugoslavya’nın ve Sırbistan’ın Devlet Başkanlığını yaptı. Balkan Kasabı lakabıyla anılan savaş suçlusu Slobodan Milosevic, Bosna’da gerçekleştirdiği vahşi katliamlarda 250 bin kişinin ölümüne neden oldu. Savaş suçlarının dışında hakkında birçok yolsuzluk suçlaması da vardı. Yenilmez olduğunu düşünen Milosevic, “Beni mahvedemezler ve kıramazlar!” diyordu…

2000 yılında yapılan seçimler ve ardından patlak veren isyanla iktidarı kaybeden Milosevic, önce Belgrad Cezaevi’ne gönderildi. Ardından Hollanda’nın Lahey kentinde kurulan Savaş Suçları Mahkemesi’nde yargılandı. 11 Mart 2006’da savaş suçlarından yargılandığı sırada Lahey’de öldü.ONEDİO