Cübbeli Ahmet Hoca: Cemevine abdestsiz girilebilir, saz çalınır, semah yapılır, o yüzden ibadethane sayılmaz!

14360

Cübbeli Ahmet Hoca: Cemevine abdestsiz gidiyor, saz çalınır, semah yapılır, o yüzden ibadethane sayılmaz! ‘Halı sahada şortla maç yapmak caiz değil’

“Cübbeli Ahmet Hoca” olarak bilinen Ahmet Mahmut Ünlü, “Cemevi ile camiyi eş tutmak mümkün değil. Camilerde sadece Allah’a ibadet edilir ancak cemevlerinde saz çalınıp, şarkılar, şiirler söyleniyor” dedi. Ünlü, “Cemevine abdestsiz girilebilir. Semah ayini yapılıyor. Saz çalınıyor. Bunlar camide yapılabilir mi? Yapılamaz. O zaman fark var. O yüzden ‘Cemevi ibadethanedir’ denemez” diye konuştu.

Ahmet Mahmut Ünlü’nün Vahdet gazetesinin bugünkü (17 Aralık 2014) nüshasında yayımlanan, “Halı saha maçı caiz mi?” başlıklı yazısı şöyle:
‘Halı saha maçı caiz mi?’

Halı saha maçında iki noktaya dikkat etmek gerekiyor. İslami kurallara göre top oynayan kişilerin avret yeri kapalı mı? Maçın içinde bir iddia var mı?

Halı sahada maç yapıyorsan ben iki şeye bakarım. Birincisi bacağın açık mı, kapalı mı? Dizle göbek arası avrettir. Senin bacağını başkası görüyorsa bu caiz değil. Ama neden? Futbol oynamaktan değil, senin bacağın açık olduğu için.

İddia kumara girer

İkinci mesele ise kumara girme tehlikesi. Kaybedenler kazananlara pasta alacaksa, içki olmayıp pasta da olsa kumara girer. Veya kaybeden sahanın parasını ödeyecekse kumara girer. Bunlara dikkat etmek lazım!

Cemevi ibadethane olamaz

Cemevi ile camiyi eş tutmak mümkün değil. Camilerde sadece Allah’a ibadet edilir ancak cemevlerinde saz çalınıp, şarkılar, şiirler söyleniyor.
“Mescitler ancak Allah’a aittir, Allah ile birlikte hiç kimseye ibadet etmeyin.” (Cin Sûresi:18)

Onun için mescitte dünya kelamı konuşmak yasak, alışveriş yapmak yasak, kayıp ilanı vermek yasak. Mescitte zikir yapılır, vaaz edilir, dini ders okutulur. Bu ibadethane statüsü mescitle alakalıdır. Cemevine abdestsiz girilebilir. Semah ayini yapılıyor. Saz çalınıyor. Bunlar camide yapılabilir mi? Yapılamaz. O zaman fark var. O yüzden “Cemevi ibadethanedir” denemez.

Çünkü sen bunu dediğin zaman geri kalan detaylar ne olacak? Abdestsiz, gusülsüz girmemesi lazım. Dünya kelamı konuşmaması lazım. Saz falan çalınmaması lazım. İbadette böyle şeyler yok ki! İbadet Allah’a kulluk demektir.

Mabet de o kelimenin ismi mekanıdır. Çalgıyla, şiir söyleyerek Allah’a kulluk yapılmaz. Allah’a kulluk namazla, zikirle, Kur’an’la yapılır. Peki, Alevilerin cemevinde yaptıkları yasak mı? Ben öyle bir şey demedim. Bunlar tarikat ve tasavvufun Bektaşi, Mevlevi, Nakşi kültürüdür.

Dedelere maaş verilebilir

Cemevleri açık olsun. Bunda bir sorun yok. Ama senin, oraya abdestsiz bir şekilde girip çıkabilmenden, adetli kadınların girip çıkabilmesinden dolayı mescit gibi değerlendiremeyiz. Cemevi ibadet yeri değil ama arada zikir ediyorsan ibadet olur. Ama cami sırf ibadet yeridir.
Alevilerin vergi verdikleri için cemevlerinde dedelerine maaş, cemevlerine de ücretsiz elektrik ve su isteme talebi ise uygundur.

Bu ayrı bir şey ama fıkha göre mescit dediğin zaman helal-haram konusuna girer. İdari olarak dedelerin maaşları verilsin, elektrik su faturasından muaf tutulsun bunda sıkıntı yok.

Asıl sorun Tekke ve Zaviyeler Kanunu

Burada esas sorun Tekke ve Zaviyeler Kanunu’dur. Burada Nakşilik yasaklanmış, Kadirilik, Mevlevilik vs. yasaklanmış. Bu kanunun kaldırılıp, buraların açılmasının serbest edilmesi lazım. Ancak tabi ki milletin parasını soyan, affedersiniz milletin ırzına namusuna kasteden, hasta okuyorum bahanesiyle şeriatsızlık yapanlara fırsat vermemek şartıyla.

Cemaati terk edenin akıbeti

40- 50 sene itikadın düzgün gider sonra sapıtabilirsin. Bundan çok zaman önce 70-80 yaşına gelmiş bir adam sohbetlere gitmeyi bırakıyor. Damadı hadi gidelim dediğinde “Ben çok gittim benim ihtiyacım yok artık” diyor. Bir süre sonra da “Bu kadar zamandır namaz kılıyorum hiçbir faydasını da görmedim.” demeye başlıyor. Damadı bana gelip danıştı ne yapacağız diye. Yaşlı adam, dua etmekten, anlatmaktan başka yapacak bir şey yok dedim.

3 katlı bir evde oturuyorlardı bir gün evde bulamadılar onu. Biraz aradıktan sonra bir de baktılar ki terasta asmış kendini. Cemaatten ayrılınca bu ilim meclislerinden ayrılınca buradaki kudretten, birlikten mahrum kalıyorsun tabi. Buralardaki feyz insandan uzaklaşınca da soğukluk başlıyor.

Şeriata uymayan tarikat olmaz

Osmanlı’da da tekkeler denetimdeydi. Yavuz Sultan Selim tebdili kıyafet yapıp bazı şeyhlerin sapık olduğunu görüp kafalarını uçurmuştur. O yüzden buna bir kontrol lazım. Çünkü milletin ırzı namusu var. Hoca diye, şeyh diye gider. O da ona: “Elimi değeceğim, şuranı okuyacağım” der.

Kadın da hastayım diye ellettirir falan, bunlar caiz olmayan şeyler. Şeriata uymayan tarikat olmaz. Bundan dolayı İslam’ın genel kaidelerine uygun olmak kaydıyla farklılıklar olmasında bir sakınca yok.