Asya’nın kayıp Türkleri: Dukhalar

1445

Atlas Dergisi  geçtigimiz yıllar kariyerlerine zirve yaratacak tüm dünyanın ilgisini çekecek bir belgesel hazırladı.

Yayın Yönetmeni Özcan Yüksek ve fotoğrafçı Selcen Küçüküstel, Moğolistan’ın Kuzey sınırındaki Sayan Dağları yamaçlarında yaşayan ve Türkçe konuşan ‘Dukha’ adlı toplulukla muhtesem bir iki ay geçirdiler.

Yüksek ve Küçüküstel, dünyada benzeri olmayan özellikleriyle Türklerin en saf, en eski sırlarına sahip olduğu belirttikleri Dukhalar’ın çadırına konuk oldular.

Çekimler bitinceye kadar onlarin misafiri olmuslar. Belgeselin tanıtımı İstanbul’da gerçekleşti.

Dukhalar için dünyadaki insanlardan çok farklı yaşadıklarını söyleyen Özcan Yüksek, “Tarih öncesini yaşayan ve bizimle aynı dili konuşan bir toplumla karşı karşıyayız” 

Yüksek, “Bundan 10 bin yıl önce insanların yaşadığı şekilde yaşıyorlar. Herşeyi ortaklaşa paylaşıyorlar. Aralarında eşitlikçi ilişkiler var. Suç işlemiyorlar. Kadın erkekten ya da erkek kadın dan üstün değil. Ren geyikleriyle birlikte onların vahşi göç yollarında onlarla birlikte dolaşıyorlar” şeklinde konuştu.


Yeditepe üniversitesi kültürel antropoloji bölümü yüksek lisans öğrencisi olan Selcen Küçüküstel de Dukhalarla çok çabuk anlaştığını bir hafta içinde günlük düzeyde konuşabilecek duruma geldiklerini söyledi.

Küçüküstel, Dukhaların Türkçe kökenli bir dil konuştuklarını ve dillerinin kaybolma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu belirtti.

Moğolistan’a Tuva’dan gelen, avlarını paylaşan, ormanlardan yemiş toplayan, doğayla uyumlu ortaklaşmacı bir toplum olan Dukhalar, Sayan Dağları’nda yaşayan ve nesli hızla tükenen rengeyikleriyle birlikte göçebe olarak yaşıyor.

Ren geyiklerinin sütü ve peyniriyle, topladıkları yaban yemişleriyle beslenen bu topluluğun Türk dilini konuşması dikkat çekiyor.

Şaman inançlarını sürdüren Dukhalar, doğa ile çok özel ilişkiler içindeler. Kirlenmesin diye nehirlerde ellerini biler yıkamıyorlar. nehirden tasidiklari suyla temizleniyorlar

Ren geyiklerine çobanlık yapan bu halk; onları besleyip yetiştiriyor ve süt, peynir ya da kürk gibi ihtiyaçlarını onlar sayesinde karşılıyor.

Ancak; Dukhalar’ın göçebe yaşam tarzı da, ren geyikleri gibi yok olma tehdidiyle karşı karşıya kalmış durumda.

Dukha halkının nüfusu tahminen 200 ila 400 kişi arasında değişim gösteriyor.
Bu halkın tek geçim kaynağı ise buraya onların ren geyiklerine binmeye gelen ve yaptıkları küçük hediyelik eşyaları satın alan turistler.

Sistemin dışındalar


Onlar bizim gibi sistemin teknoloji din siyaset gibi zincirlerinin tuzağına düşmemişler.
Köle olmamışlar.

Dimdik ayakta duruyorlar ve mutlular. Elektrik kullanmıyorlar cep telefonları televizyonları yok Bu tür şeylere merakları beklentileri de yok..çok da mutlular

Doğayi ve hayvanları seviyorlar Bırakın bir canlıya zarar vermeyi eşya’nın bile ruhu olduğunu düşünüp zarar vermek istemiyorlar.

Kültürlerine düşkünler tek kaygıları konuştukları türkce kökenli dukha dilinin yitip gitmesi.

En vahşi ve yırtıcı hayvanlardan bile sevgilerine karşılık alabiliyorlar

Böyle insanlar suç işler mi,?
Böyle insanlar özgür olmaz mı?
Böyle insanlar barıscıl olmaz mı?
Böyle insanlar bağımsız olmaz mı?
Böyle insanlar Ahlaklı olmaz mı?

insan emperyalizmin aracı haline gelen din siyaset ve milliyetcilikden uzak kaldıkca,
iyileşir dürüstleşir özgürleşir.
Yeterki insan kendi kendine kalabilsin.
insanin içi güzeldir.
kendisiyle güzel kalir.

insan