8 Mart ve biz .

503

8 Mart dünya emekçi kadınlar günü tarihçesinden önce sizlere bu gün hakkında dilek ve düşüncelerimi aktarmak istedim.

8 mart tarihinin ve başlangıç nedeninde tahmin edileceği gibi katledilen kadınları anma günü değil, Sonradan kadın özgürlüğünü savunan, kadına şiddeti, cinsiyet ayrımcılığını, protesto eden kadınlar bayramı olarak da görülen bir gün haline dönüşmüştür..

Kadınlar günü kadın erkek eşitliğini  savunup cinsiyet ayrımcılığını karşı olsa da adı üstünde yine “Kadınlar Günü”söylemiyle bu çelişkiyi ve ayrımcılığı içinde barındırıyor.
Bir çokları buna denge sağlama amacı güden pozitif ayrımcı bir yaklaşım diyebilir ama bu beyinlerdeki ayrılığı yok etmiyor.

Gönül isterdi ki dünya öyle bir yere gelsin kadın hakkı,erkek hakları,hayvan hakları gibi deyimler tarihe kalksın bunlara gerek kalmadan yaşam hakkı,birey hakkı,tüm canlıların doğal yaşam hakkı,eğitim hakkı,emek hakkı,adil ve eşit yaşam hakkı gibi deyimler kullanılsın.

Birisi bana bu yazıyı okuduktan sonra “Sen biraz fazla yükseklerden uçuyorsun görmüyormusun islam alemindeki kadının durumunu alınıyor satılıyor tecavüz ediliyor katlediliyor” derse, susarım haklısın derim.

Çünkü emperyalistler özellikle ABD ve Cia islam ülkeleri ve ortadoğu üzerinde 1970 lerde uygulanmaya başlanan 90larda adı tanımlanan agnotoloji adlı çıkar amaçlı cehaleti yayma bilimiyle bir strateji ortaya koymuştur.

Bu stratejiyle cehaleti yaygınlaştırıp güçlendiriyorlar bilginin ve bilimin önüne geçiriyorlar.
Bizim ülkemizde bunun etkin faal olmaya başladığı ilk yıllar Samanyolu TV nin ilk kurulduğu yıllardır.

Velhasıl dünyanın durumu bu şekildeyken emperyalizm bu derece sinsi akıllı ve faalken bizim temennilerimizin gerçekleşmesine daha çoook var gibi.
Ama umut her zaman var.

Çünkü doğrular zayıf az güçsüz,yanlışlar ne kadar çok kalabalık güçlü olsa da yanlış yanlıştır ve hep birbirlerine düşmandırlar birbirlerini yer bitirirler azalırlar güçsüzleşirler.
Yanlış olduklarından yanlışlıkla bir gün mutlaka yanlış ve hata yapıp doğruya çarparak kaybederler.

Bu süreçte doğruların yapması gereken sadece doğru kalabilmek yanlışlara bulaşmadan tahriklerine kapılıp yanlışa dönüşmeden yerini ve kendisini koruyabilmektir.
Bizim doğruluğumuzun ölçüsü kriteri insan hayvan doğa sevgisi adil ve eşit yaşam temennisidir. Biz doğruyuz ve sonuçta mutlaka kazanacağız.
8 Mart dünya kadınlar gününüz kutlu olsun.

insan

8 Mart Tarihçesi

8 Mart 1857 tarihinde ABD’nin New York kentinde 40.000 dokuma işçisi daha iyi çalışma koşulları istemiyle bir tekstil fabrikasında greve başladı. Ancak polisin işçilere saldırması ve işçilerin fabrikaya kilitlenmesi, arkasından da çıkan yangında işçilerin fabrika önünde kurulan barikatlardan kaçamaması sonucunda 129 kadın işçi can verdi. İşçilerin cenaze törenine 10.000’i aşkın kişi katıldı.

26 – 27 Ağustos 1910 tarihinde Danimarka’nın Kopenhag kentinde 2. Enternasyonale bağlı kadınlar toplantısında (Uluslararası Sosyalist Kadınlar Konferansı) Almanya Sosyal Demokrat Partisi önderlerinden Clara Zetkin, 8 Mart 1857 tarihindeki tekstil fabrikası yangınında ölen kadın işçiler anısına 8 Mart’ın Dünya Kadınlar Günü olarak anılması önerisini getirdi ve öneri oy birliğiyle kabul edildi.

İlk yıllarda belli bir tarih saptanmamıştı fakat her zaman ilkbaharda anılıyordu. Tarihin 8 Mart olarak saptanışı 1921’de Moskova’da gerçekleştirilen 3. Uluslararası Kadınlar Konferansı gerçekleşti. Adı da “Dünya Emekçi Kadınlar Günü” olarak belirlendi.

Birinci ve İkinci Dünya Savaşı yılları arasında bazı ülkelerde anılması yasaklanan Dünya Kadınlar Günü, 1960’lı yılların sonunda Amerika Birleşik Devletleri’nde de anmaya başlanmasıyla daha güçlü bir şekilde gündeme geldi.

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 16 Aralık 1977 tarihinde 8 Mart’ın “Dünya Kadınlar Günü” olarak anılmasını kabul etti. Birleşmiş Milletler’in sitesinde günün tarihine ilişkin bölümde, kutlamanın New York’ta ölen işçilerin anısına yapıldığı yazılmamıştır.

Türkiye’de 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü

Türkiye’de 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü ilk kez 1921 yılında “Emekçi Kadınlar Günü” olarak kutlanmaya başlandı. 1975 yılında ve onu izleyen yıllarda daha yaygın, ve yığınsal olarak kutlandı, kapalı mekanlardan sokaklara taşındı.

“Birleşmiş Milletler Kadınlar On Yılı” programından Türkiye’nin de etkilenmesiyle, 1975 yılında “Türkiye 1975 Kadın Yılı” kongresi yapıldı. 12 Eylül 1980 Askeri Darbesi’nden sonra dört yıl süreyle herhangi bir kutlama yapılmadı. 1984’ten itibaren her yıl çeşitli kadın örgütleri tarafından “Dünya Emekçi Kadınlar Günü” kutlanmaya devam ediliyor.

8 mart tarihinin ve başlangıç nedeninde tahmin edileceği gibi katledilen kadınları anma günü değil, Sonradan kadın özgürlüğünü savunan, kadına şiddeti, cinsiyet ayrımcılığını, protesto eden kadınlar bayramı olarak da görülen bir gün haline dönüşmüştür..

Kadınlar günü kadın erkek eşitliğini  savunup cinsiyet ayrımcılığını karşı olsa da adı üstünde yine “Kadınlar Günü”söylemiyle bu çelişkiyi ve ayrımcılığı içinde barındırıyor.
Bir çokları buna denge sağlama amacı güden pozitif ayrımcı bir yaklaşım diyebilir ama bu beyinlerdeki ayrılığı yok etmiyor.

Velhasıl dünyanın durumu bu şekildeyken emperyalizm bu derece sinsi akıllı ve faalken bizim temennilerimizin gerçekleşmesine daha çoook var gibi.

Ama umut her zaman var.
Çünkü doğrular zayıf az güçsüz,yanlışlar ne kadar çok kalabalık güçlü olsa da yanlış yanlıştır ve hep birbirlerine düşmandırlar birbirlerini yer bitirirler azalırlar güçsüzleşirler.
Yanlış olduklarından yanlışlıkla bir gün mutlaka yanlış ve hata yapıp doğruya çarparak kaybederler.