Savaşma Seviş sloganı neden Türkiye’de tutmaz?

228
Cinsel olarak egosunu tatmin edemeyen insanlar, ekonomik ve fiziksel gücünü göz önüne çıkartarak bu eksiğini kapatmaya çalışırlar. Karısına sürekli şiddet uygulayan erkeğin ya da halka ne kadar iktidar sahibi olduğunu her fırsatta göstermeye çalışan politikacının cinsel sorunu olduğunu söylememiz yanlış olmaz!

60’lı yıllarda Amerika’nın “Çiçek Çocukları” Vietnam Savaşı’nı “aşk” ile protesto etmişlerdi. Çiçek Çocuklar; Dünyada hala kullanılan ve direniş tarihinin en cesur ama en basit sloganı olan “Savaşma Seviş” yazılı pankartlarıyla, insanlığın şiddetten ziyade sevgiye ihtiyacı olduğunu, sevgiyi yaşamanınsa hiç de zor olmadığını anlatmaya çalışmışlardı.

savasma sevis
Foto: Steven Meisel, Savaşma Seviş (Make Love Not War) Sergisinden

Freud’un teorilerini de göz önüne alırsak; Dünyada hala birçok akıma ilham veren bu hareketin bugünün Türkiye’sini fazla etkilemesini bekleyemiyoruz. Zira bugün kültürümüz sevişgen olmaktan ziyade şiddetsever.

Çiçek Çocuklar

“Hiç paraya ihtiyacın yokmuş gibi çalış, hiç acı çekmemiş gibi seviş ve seni hiç kimse seyretmiyormuş gibi dans et.” Satchel Paige

60’ların Amerika’sındaki komünist ve sağcı yapılanmalara karşı çıkan, özgürlüğün bireyin kendi içinde olduğunu savunan, ancak uygulamaları ile anarşist düşünce tarzından tamamen ayrılan “Hippilik” hareketinin en önem verdiği şeylerden biri, aşkın fiziksel tatbikatı olan “sevişmek” idi. “Çiçek Çocuklar”; Dünyada hala kullanılan ve direniş tarihinin en cesur ama en basit sloganı olan “Savaşma Seviş” yazılı pankartlarıyla, insanlığın şiddetten ziyade sevgiye ihtiyacı olduğunu, sevgiyi yaşamanınsa hiç de zor olmadığını anlatmaya çalışmışlardı.

Kendilerine sınır koymayan, var olan tüm otoriteleri reddeden ve her şeyin paylaşılması gerektiğini savunan Hippiler’in amacı aslında Vietnam Savaşı’nın saçmalığını göstermekti. Kendini tüm Evren’in sahibi sanan Amerika’nın kendi sınırlarından yarım dünya uzaklıktaki bu ülkeye yaptığı saldırıları önleyip önleyemedikleri tartışılır ama, bu çocuklar sonradan bir çok Amerikalı’nın kendisini sorgulamasına sebep oldu.

Özgür aşkı savunan “Çiçek Çocuklar”, barışa taraf olmanın tüm şartlarını yerine getirmiş, inandıkları şekilde yaşamaktan hiçbir zaman çekinmemiş, zamanın kanıksanmış ahlak anlayışına dayanışmayla karşı koymuş ve yaşadıkları bu alternatif hayatta mutlu olmayı başarmışlardı. Paraları olmadığı halde rahatlıkla hayatlarını sürdürebilmeleri, her zaman tasasız ve mutlu olabilmeleri, büyük ölçüde kavga ve şikayet etmek yerine sevgilileriyle güzel vakit geçirmelerinden kaynaklanmaktaydı. Bu sebeplerden dolayı “Hippilik” psikanalist Eric Fromm tarafından gelmiş geçmiş en tutarlı hareket olarak kabul görmüştür.

Öte yandan Hippiliğin tam tersi bir mantıkla aşk için risk almaya korkan, hatta parayı aşka tercih edenlerin mutluluğu bulduğu pek görülmez.

İnsanlar özgürleştikçe fikirlerinin sorumluluğu ağır gelir ve bu yüzden kalabalık grupların görüşlerini kabul ederek kafalarını yormaktan kurtulmuş olurlar. İnsanların fikir ve ritüellerini paylaşacağı böyle bir gruba ait olma isteğinden de devlet, din ve aile gibi kavramlar ortaya çıkmıştır. Hippilik bazıları tarafından tembel bir hayat olarak görülebilir, ama hippiler bu kadar zor olan özgürlüğü en üst derecede yaşayabildikleri için aslında çok ağır bir iş başarmışlardır. Ayrıca; her ne kadar çok şey yapmak isteyip de pek bir şey yapamamış insanlar olarak görülseler de bazı tabuların kırılmasında önemli bir rol oynamış ve cinsellik gibi ötelenmiş konuların rahatça tartışılmasının önünü açmışlardır.

 savaşma seviş john lennon

Amerikan tarihinin en etkili ve aktif apolitik akımlarından biri olan bu görüş 50 yıldır insanların yaşam ve giyim tarzında etkisini hissettirmekte, sinemacılara ve müzisyenlere (Pink Floyd, Bob Dylan, Led Zeppelin, The Beatles) ilham kaynağı olmaktadır.

“İnsanların çoğu özgürlüğü gerçekten istemezler; çünkü özgürlük sorumluluk gerektirir ve insanların çoğu da bundan korkar.” Sigmund Freud

Freud’a teşekkür

freudPsikanalizin insanlığa en önemli getirisi; küçük yaşta yaşanılanların yetişkinlikteki psikolojik hayatı etkilediğini ispatlamasıdır. Psikanalizin babası Sigmund Freud; taciz, dayak ve aşağılanma ile bastırılmış fikirlerin bilinçaltında tahribat yaratacağını ve bilinçaltındaki mantığı sorgulanıp anlamadan kabul edilmiş kuvvetli duyguların korku altında zarar verici davranışlar doğurabileceğini göstermişti.

Örneğin; gençliğinde kendisine öğretilen ahlak anlayışını savunan, ama bir türlü o tarzda yaşamayı beceremeyen kişi çoğunlukla şiddete başvurarak topluma veya ailesine başkaldırır. Özellikle ataerkil sistemin pohpohladığı erkek, gücünü ve otoritesini kaybetmemek için kadına eziyet eder. Çünkü toplumun ve ailesinin erkekten beklediği şey gücünü muhafaza edebilmesidir. Dolayısıyla; “işlenen suçların sorumlusu aslında aile ve toplumdur” demek yanlış olmaz.

Ayrıca; insanın birçok davranışının sebebini cinselliğine bağlayan Freud’a göre “cinsellik ve şiddet içgüdülerinin meydana çıkardığı aşk ve öfke duygusunun bulunduğu nöronlar beyinde birbirine çok yakındır”. Bu yüzden de insan en çok aşık olduğu kişiye öfkelenir. Kaynağı birbirine yakın olan bu iki duygunun tatmin edilmesi de benzerdir.

Cinsellik hakkında toplumun hazmedemeyeceği teoriler üreten Freud da Hippiler gibi kendi döneminin insanları tarafından tam anlaşılamamış ve “ahlaksız” damgası yemiştir.

https://indigodergisi.com/