“Kırlangıçlarımız nereye gitti.? Bizi neden terkettiler?

227

“Kırlangıçlarımız nereye gitti.? Bizi neden terkettiler?
Onlar gerçekten kutsal olmayı hak ediyorlar mıydı”?
Çok geveze olmalarına rağmen sesleri insanları rahatsız etmiyor,hatta huzur veriyordu.

Birileri genel anlamda en güzel ses kadın,para ve su sesidir dese de bence bizim köy için en güzel ses sokaklarda çocuk sesi ve kırlangıç sesidir.

Yılda tam 7-8 ay onlarla birlikte iç içe yaşardık.Her evin saçaklarında,evlerin altındaki boşlukların tavanlarında kendi tükürükleriyle toprağı çamurlaştırıp,kuru otları karıştırıp çok güzel, sanat eseri gibi yuvalar yaparlardı.

Kuyrukları çatal,kanatları siyah,karın kısmı sarıya çalan kimi kınalı beyaz renkleri olurdu.

Havada uçarken kanatları ay şeklini alır,her gün akşam üzeri havanın masmavi açık olduğu günler özellikle insanların bol olduğu yerlerde köy meydanında veya hayvanların su içirildiği çeşmelerimizin olduğu yerde gökyüzünü adeta kaplarlar,havada mükemmel manevra yetenekleriyle cıvıl cıvıl sanki insanlara özellikle gösteri sunarlardı.

Önceden prova yapmışlar gibi uçarken bir ara toplu halde hepsi aynı anda ani dalışlar yaparlar,yere ağaç yüksekliğinde yaklaşıp birden hızla yükselirler.ardından dağılıp bir kaç saniye sonra yine toplanıp benzer hareketleri tekrar ederlerdi.

Bazılarımız hatırlayıp düşünüp merak etse de,bir çoğumuzun aklına hiç gelmemiş,kendi kendilerine sorup sorgulamamışlardır kırlangıçlarımızın yok oluşunu.

O her eve üçer beşer tane yuva yapan on binlerce,köy çevresindekileri de kırlarda olanları da sayarsak yüz binlerce milyonlarca kırlangıç o zamanlar neden varlardı. o zaman varlardı da,şimdi neden yoklar.? Nereye gittiler niçin kayboldular.?

Biz farkında değildik bilmiyorduk ama onlar bizim için hayati derece de önemli yaşam kaynaklarımızdı. Bence bizim köy için dünyanın en kutsal hayvanları olmayı hak ediyorlardı.

Bizi binlerce ölümlerden felaketlerden acılardan kesin olarak korumuşlardı.

Herkesin hayvanı olduğu hayvan pisliklerinin hatta bazı yerlerde insan pisliklerinin bile dışarıda olduğu,taşıma suyla haftada on günde bir banyo yapıldığı hijyenik kurallara hiç uymadığımız zamanlarda etrafta sıtma tifus veba gibi o dönemin en tehlikeli salgın,bulaşıcı tarihte Avrupa’da bile toplu ölümlere yol açmış korkunç bakteriyel hastalıklara yakalanmadıysak,böyle büyük acılar çekmediysek bunu kırlangıçlara borçluyduk.

Havada hareket ve manevra kabiliyetleri çok güçlü avlarını uçarken yakalamak onlar için hiç zor değildi. Bu hastalıklara neden olan parazit üreten taşıyan,bulaştıran,milyonlarca hatta milyarlarca zararlı böcekleri,sinekleri,sivri sinekleri yok ediyor,onlarla besleniyor ve tarihler boyunca köyümüzün insanlarını bu felaketlerden koruyor ve mükemmel bir şekilde ekolojik olarak bize yaşam veren dengeyi sağlıyorlardı.

Bizler modern yaşama geçtikçe ve zirai ilaç kullanımı da çoğalınca yaşam kaynaklarını beslenme ihtiyaçlarını daraltmış onlarda bizi terk etmek zorunda kalmışlardı.

Sonrasında bizler de çoğaldık.

Köylerde Kendi yaşam kaynaklarımız daralınca her birimiz birer kırlangıç olduk kimimiz büyük Şehirlere,Avrupa’lara göç edip hayatımızı devam ettirmeye çalışıyoruz.

Sadece kırlangıçlar değildi kaybettiğimiz güzellikler leyleklerimizi de aynı şekilde kaybetmiştik

Gazete insan