TARİH ve BİZ

537

Tarih geçiyor tarihin her yaşandığı an’da çok katliamlar,trajediler yaşanıyor. Sadece yaşadığımız coğrafyada değil dünya’nın her yerinde o tarihlerden bu yana bize aktarılan bilgilerle, belgelerle yargılıyoruz, yorumluyoruz eleştiriyoruz. Olayları her şey olup bittikten keyfimiz yerindeyken Yüzlerce binlerce yıl sonra yaşanan acılar için şimdi öyleydi böyleydi diye ahkam kesip fikir sahibi oluyoruz.

Bir salonun ortasına koymuşuz tarihi olayları oturmuşuz çevresine kimi sağdan, kimi soldan, kimi kuzeyinde,kimi gerisinden kimi batısından, kimi doğusundan. Herkes anlatıyor gördüklerini kendi oturduğu yerden ve yazıyor kitabını, biz de okuyoruz bunları kimi okuyorsak papağan gibi tekrar ediyoruz. Orta yere koyduğumuz tarih değil aslında kendimiziz savunduğumuz ideoloji dinimiz yada milliyetimiz.

Oysa ki tarih yaşandığı yerde kalır. Tarih yoktur bugünün egemen ve güçlülerin kendi çıkarları ve görüşleri doğrultusunda geriye doğru bu günden yazdığı yada yazdırttığı olmasını istediği tarih vardır. kitaplar vardır. şimdi kim egemen ise onun düşünceleri ve tarihe egemendir artık.

Biz bu kitapları okumadan önce tercih ettiğimiz yazar olay hakkında zaten önceden karar verdiğimizi ön yargımızı belli ediyor, O ön yargılarımızı doğrulatmak için aynı siyasi görüşte olduğumuz yazarın kitabını okuyoruz ve ön yargımızı gerçek yargımıza çevirmek için elimizden geleni yapıyoruz.

Sonra yazarı taklit etmeye başlıyoruz, Aklımıza hiç salondaki tüm yazarları ön yargısız okuyup olaylar hakkında kendi özgün düşüncemizi oluşturmak gelmiyor, Hatta yabancı hiç bir din ve siyasi görüş kaygısı olmayan bilimi bilim için yapan tarihcilerin objektif araştırmalarına itibar etmeyiz. Sonuçta o hristiyandır gavurun tekidir.

Bunu yaparsak bu güne kadar içinde bulunduğumuz ortam ve kişilerden ayrı ve farklı düşünme ihtimalimiz var. Bildiğimiz her şey ve tabular yok olabilir. Bu ne zamandır büyük emeklerle oturttuğumuz ortamımıza,çevremize birlikte olduğumuz insanlara düşüncelerimizi alt üst ederek travma ortamı yarata bilir. Bunu göze alamayız, bu riske giremeyiz bildiğimiz gibi devam ederiz.

Tarihi eleştirmekte gösterdiğimiz cesareti bugünkü kıyımlara, haksızlıklara, zulümlere karşı duyarlı davranıp gösteremeyiz çünkü rahatımız bozulur.  Hatta çıkarımıza bile ters düşer.
Düzenimiz bozulur Tarih hakkında görüş bildirenler hiç bir zaman kendi bulundukları yeri sorgulamazlar.

Tarih orta yerdedir aslında ama ileriden bakarsan ileriden göründüğü kadar görürsün gerideysen de geriden görüldüğü kadar, sağı ve solu da başka başkadır, tabi ki sadece sağdan ve soldan göründüğü kadardır.Her birimiz aileden çevreden daha küçük yaşlarda hamaset,dinsel ve ideolojik duygularla belli bir görüşün sahibi oluyoruz desem yalan olur bu görüşler bize sahip oluyor.

Sonrasında zaten daha önce kendimizde var olan görüşlerin doğrultusunda bu görüşlerimizi destekleyen araştırmalar yapıyoruz. Arastırmalarımızda ters bir durumla karşılaşırsak o adam yalan yazıyor diyor kestirip atıyoruz onlarca yüzlerce yıldır bu böyle. Kelli felli yazarlarımız profesörlerimiz de aynı yolu izliyor ve bir türlü objektif doğru tarihe ulaşamıyoruz.

Tek yanlışımız araştırmalarımız sonrasında fikir sahibi olmak yerine zaten var olan bilgisiz fikirlerimizin doğrultusunda araştırma sahibi olmak. Araştırmalarımızı doğru olduğu kesin olmayan fikirlerimiz ve inançlarımızı haklı çıkarmak için argüman arama şeklinde gerçekleşiyor.Ve bu bizi hiç bir zaman gerçek doğrulara götürmüyor ve doğru zannettiğimiz kendi yanlışlarımızın içine hapsoluyor boğuluyoruz.
insan