RABİA, PEYGAMBER MUHAMMET VE İSLAMIN DÜŞMANI YAHUDİ KABİLESİDİR

2045

RABİA VE EMİR MUHAMMETİN SUİKASTÇILARI
RABİA VE EMİR, PEYGAMBERE SUİKAST KURAN İKİ ARAP…
AKP’NİN, EL KAİDE’NİN, ONDAN DOĞAN IŞİD’İN, SELEFİ İSLAMCI MÜSLÜMAN KARDEŞLER ÖRGÜTLERİNİN SEMBOLÜ RABİA VE BUNLARIN ÇOK SEVDİKLERİ ADLARIN BAŞINDA DA “EMİR” ADININ GELMESİ TESADÜF MÜDÜR?

AKP hükumeti iktidara geldiğinden beri, peygamber Hazreti Muhammet’e inen dini değiştiren Sabilerin, Sabilerden Hristiyanlığa, Yahudilikten Sabi Hristiyanlığına (Nasturi, Maruni, Süryani gibi) geçen ve Emevi-Abbasi dönemlerinde baskı ile Müslüman olmuş, azınlıkların, İslam’a soktukları putperestlikleri barındıran sahte İslami tarikatların koalisyonunu temsil etmiştir.

Kuran okuyan, namaz kılan, şeriat getirecek kadar imanlı olan bir siyasetçi Rabi ve Emir olayını nasıl bilmez ve Mısır, Suriye Derezileri ile Kürt Yezidilerinin, Yemame, Necd, Basra Sabilerinin sembollerini benimser.

Bunların geçen son 300 yıl içinde en tehlikelileri olan ve Mason inanışları barındıran, 1740’larda İngiliz rahip ajanları marifetiyle çıkartılmış yeni bir din olarak Osmanlı ulemalarınca sapkınlık olarak görülen ve asla “İslam” denilmeyen Vehhabilik dini ve bu din ile peygamberden sonra çıkan Selefi İslam akımının birleşmesi ek olarak Müslüman görünen Yahudilerin kurduğu tarikatların kurduğu bir tarikat akımıdır.

Rabia, Arap dilinde “dördüncü” demektir. Filistin bölgesinde yaşayan Derezilerin kadın ermişlerinin adıdır. Elmalı’lı Hamdi Yazır’ın Sabileri işlediği Bakara 62. ayet tefsirinde “dini mezhep ve tarikatlarla en çok bozanlar dediği Kufa, Basra Sabileridir” tanımını doğrularcasına, Rabia Adeviye de Basra’lı Yezidi bir kadındır. “Adeviye” Yezidi mezhebini kuran Şeyh Adi’nin adından türetilme, Müslüman görünen Kürt Yezidilerinin tarikatıdır.

Yezidiler, deliler, saralılarda (epilepsi) keramet arayan bir inanışa sahiptirler.
Deliüüzaman-ı Said-i Kürdi, ve günümüzü çakma peygamber R.Tayyip Erdoğan da “okumadığını, her dediğini yasalaştıran bir deli devlet adamı rolü” oynarken bu Alevilerin, Yezidilerin ve Ortodoksların oylarını kapmayı hesaplamaktadır.

Aynı zamanda peygambere sağlığında “bu ayeti hakkında bir daha Allah’a sor yoksa biz dine girmeyeceğiz” diye tehditler yapan, Allah’a ayet ısmarlayan, ona tuzak ve kumpaslar kuran Rabia kabilesinin de adıdır.

Emir, İslam öncesi, 360 puttan her birinin soyundan geldiğine inanan 360 Arap kabilesi olduğunu Elmalılı Hamdi Yazır Kur’án tefsirinde İslam siyer, hadis yazarlarını kaynak göstererek yazmıştır. Arapların, Allah’ın soyundan geldiklerine inandıkları Arap beylerine verdikleri ad da Amir yani Emir’dir. Arapça’da “A” sesi yoktur, Elif vardır. Bu yüzden Amir, Emir okunur. Arap emirleri, Arap kabilelerinin hem ruhbanları hem de beyleridir.

AKP hükumetinin ilk zamanlarında zamanında yayınlanan “Adını Feriha Koydum” adlı bir dizide çok zenginlerin oturduğu bir apartmanda kapıcılık eden ailenin fakir kızı Feriha ile, İslam öncesi Mekke’de Kâbe çevresindeki genelevlerde kölelerini çalıştırarak zengin olan Arap Emirlerinin çağdaş benzeri olan, pavyonculuk yapan Sarrafoğlu soyadlı bir ailenin oğlu Emir’in aşkları bütün genç kızları sarmış, evli kadınlar bile bu diziyi genç kızlarıyla birlikte seyrederlerdi.

“Oğlu” ekini soy adlarında kullananlar çoğunlukla Yahudilerdir. İshak peygamberin oğulları olan Yakup’un soyundan olanların Yakupoğulları, Tüysüzoğulları, kıllı doğan Esav’dan, Tüylüoğulları gibi adlar ülkemizde de yaygındır.

Hazar denizi çevresi Türkleri, Tatarları, Tacik ve Kırgızları arasında M.S.700’lerden itibaren Yahudi inancı yaygınlaşmış olduğundan, Cengiz, Timur akınlarıyla gelen Türkler arasında da bu Musevi Türkler de çok olduğundan, Selçuklu sonra kurulan Anadolu Beyliklerinin da adlarında bu “oğlu” ekini görürüz.

Örnek, Dulkadiroğulları, Germiyanoğulları,Aydınoğulları, Ramazanoğulları gibi. Alevi Türklüğün ardında biraz bu Mesevilik vardır da unutulmuştur.

Oysa, Kırım’dan Kazakistan’a, oradan Türkmenistan, Tacikistan’a Musevi Türkler hala vardırlar. Bu gerçeklere bakarak, Musevilik-Yahudi düşmanlığı yapan Türkçü ve İslamcılar da akıllı olmak zorundadırlar. Anadolu Sünniliği de hiç bir Müslüman ülkesinde yaşanan bir İslami yaşam değildir. Kökeni Irak olmasına rağmen Irak’ta Şiiler daha fazladır.

İşte, pavyonculuk (pezevenklik) işiyle meşgul Sarrafoğlu ailesinin çapkın, yakışıklı oğlu Emir kişiliğinde bu ad diğer AKP yandaşı dizilerde hala kullanılmaktadır.
Hazreti Muhammet’e camide hutbe sırasında suikast kuran iki hainin de adları ne tesadüf ki Emir ve Rabia’dır.

Okuyalım;
13.R’AD SURESİ (YILDIRIM SURESİ)

R’ad suresi, Kur’an’da 13. suredir. 13. ayetin de tefsiri, peygambere camide tuzak kuran Rabia aşiretinden iki kişinin olayı üzerine inmiştir.
Bu ikişi kişi Rabia aşiretinden Erbed b. Rabîa ile Amir b. Tufeyl’dir. Amir de dilimize “Emir” olarak geçmiştir.

Tefsir alıntısını okuyalım;
“”13:13. “Gök gürültüsü O’na hamd ile, melekler de O’nun korkusundan dolayı O’nu tesbih ederler. O yıldırımlar gönderir, onunla dilediğini çarpar. Onlar Allah hakkında mücadele edip duruyorlar. Oysa Allah’ın çarpması pek çetindir.”

Elmalı’lı Hocadan devam edelim Kuran tam bir mitolojiye dönüyor;
13:13- Ve ra’d, O’nu hamd ile tesbih eder. Gök gürlemesi de O’nun yüceliğini dile get

2016 yılı Mayıs ayında AKP milletvekillerine dağıtılan Recep Tayyip Erdoğan’ın RABİA’cı eli.
irir ve O’na hamd eder. (Ra’d ile Berk anlamı için Bakara Sûresi âyet 19’a bakınız).

Şimşek ile birlikte olan ve daha sonra işitilen o gök gürlemesi, o yürekleri yerinden oynatacak gibi tepede patlayıp, yerleri ve gökleri sarsarcasına ufuktan ufuğa yayılan o çatlayış ve gürleyiş, Allah Teâlâ’nın nimet ve rahmetini, azemet ve kibriyasını ilan ederek O’nun uluhiyetinin şanını tesbih ve tenzih eden bir sestir ki, tesbihinin altında yatan mânâyı bütün âleme haykırır. Ya da işitenlere bu mânâyı hatırlatıp telkin eder .

Melekler de O’nun heybetinden, yani Allah’dan korktuklarından dolayı böyle tesbih ederler. O’nun için gök gürlemesinin artarda yankılanan sesi duyulur. Ve Allah şimşekler gönderir de her kimi dilerse onunla onu vurur, o kimseye isabet ettirir, çarptırır, yakar. Böyle olduğu halde, onlar (yani, o kâfirler) hadlerini bilmezler de Allah’la mücadele ederler.

Oysa Allah’ın havli ve kuvveti (ya da her türlü hileye karşı tedbiri ve takdiri) pek şiddetlidir, çok çetindir.

Burada Erbed b. Rabîa ile Amir b. Tufeyl olayına işaret olunduğu naklediliyor. Şöyle ki, meşhur şair Lebîd b. Rabîa’nın kardeşi olan Erbed b. Rabîa ile Amir b. Tufeyl, ikisi birlikte Hz. Peygamber’e gaile çıkarmak için gelmişler, mescide girmişlerdi. Peygamber (s.a.v.) Efendimiz de ashaptan bazı kişilerle birlikte orada oturuyordu. Amir çok yakışıklı idi, güzelliği ve şıklığı oradakilerin dikkatini çekti, ona bakıyorlardı.

Amir arkadaşı Erbed’e daha önce şöyle tenbih etmişti: “Ben Muhammed’le konuşmaya başlayınca, yavaşça arkasına geç ve boynunu kılıçla vur” demişti. Hz. Peygamber Amir ile konuşmaya başlamış, Erbed de arkasına dolaşıp geçmişti, kılıcını bir karış kadar çekmiş, fakat Allah Teâlâ izin vermediğinden tamamiyle sıyıramamıştı. Amir, ne duruyorsun, haydi dercesine gözüyle kaşıyla işaret etmeye başladı.

Peygamber Efendimiz de bu durumu gördü ve hemen “Ey Allah’ım, bu ikisine dilediğini yaparak bana yardım eyle!” diye dua etti.

Defolup gittiler. Allah Teâlâ, açık bir yaz günü Erbed’in (Bin Rabia) tepesine bir yıldırım indirdi ve onu yaktı. Amir de kaçarak gitti, Beni Selul’den bir kadının evine indi.

Sabah olunca, büsbütün rengi atmış ve benzi solmuştu. Sonra atına bindi, silahını çekti, çölde bir yandan sağa sola at koşturuyor; bir yandan da “Çık karşıma ey ölüm meleği, haydi çık!” diyerek şiir sayıklıyordu ve “Yemin ederim ki, şu sahrada Muhammed ve onun koruyucusu olan ölüm meleği karşıma çıksa ikisini de mızrağımla deler geçerim.” diyordu.

Derken Allah Teâlâ ona bir melek gönderdi, melek onu bir kanadıyla çarptı, yere yuvarladı; o vakit dizinde büyük bir gudde, yani hıyarcık çıkmıştı, açıkçası vebaya yakalanmıştı. Bunun üzerine o kadının evine geri döndü. “Deve guddesi gibi gudde ve Beni Selul’den zavallı bir kadının evinde ölüm! Hayır olmaz bu işte!” diyordu. Sonra yine atını istedi, bindi ve sürdü bir daha geri dönmedi, at sırtında öldü.”

İslam dini ve peygamberin düşmanı Rabia kabilesinden Erbed b. Rabîa ile Amir b. Tufeyl’in peygambere kurdukları tuzak ile, asırlardır Müslüman kimliğinde görünüp, batılı Hristiyanlardan aldıkları desteklerle zenginleşen, onların baskılarıyla devletin başına geçirilen sahte Müslümanların onun dinine kurdukları tuzak ve kullandıkları simge isimlerin de aynı olması sizi belki düşündürür.

Dokuz yıldır, AKP hükumetinin İslam’ı bozan, Ortodoks Hristiyanlığa ve Ortodoks Yahudiliğe “Ilımlı İslam” veya “Dinlerarası Diyalog” ya da “ Dinde Reform” gibi sözde yenilikçi, özünde dini dönüştüren, putperestliğe çeviren “Müslüman görünümlü” gayrimüslümler hareketi olduğunu yazarken hata etmediğimi bir kez daha kanıtlamış oldum.

Alaeddin Yavuz

https://www.facebook.com/notes/alaeddin-yavuz/rabia-ve-emir-muhammetin-suikast%C3%A7ilari/1476511142383417

Başka bir yazı:


R4BİA işareti Masonik bir sembol mü 
Mısır’da Müslüman kardeşlere destek vermek için yapılan ve siyasetçilerin de sıkça kullandığı R4bia işareti ile ilgili yeni iddialar ortaya atıldı.

Aydınlık gazetesi yazarı Eren Erdem bu işaretin Masonik bir sembol olduğu ile ilgili çarpıcı bir yazı kaleme aldı. “Mason tokalaşmalarında, 4 parmak dik iken, baş parmak kıvrık ve içe doğrudur. Tamamen. Rabia işareti şeklindedir.” Diyen Erdem “Hatta bir mason, karşısındaki kişinin mason olduğunu bu özel iletişim yöntemi sayesinde anlar.” dedi.

İşte Eren Erdem’in o yazısı: 

“Eski pagan kültüründe RAB-İN-A, Rabbi reddederim manasına gelir. Arapçada rabia, dört demektir. Dört ve dördüncü. Ortadoğu sembolizminde, çok eskilere dayanan Rabia işareti, pagan geleneğinde kullanılmıştır. Yaratılışın 4 enerjisinin (açık olan 4 parmak) düşmüş enerjiye (kapalı baş parmak) biat edişini sembolize eden bu harekete “Car i-yek” de denir. Car i, dört köleyi simgelerken, “yek” esir edene işaret eder.

Tavla oyununu oynayanlar bu kavramı bilirler. Car’i-yek, 4-1 zarının karşılığıdır. Arapçadaki “cariye kelimesi” buradan gelir. Tek sahibe hizmet eden köle (cariye), bu kavramın anlamıdır. Lakin bu sembolü eski “Sümer tabletlerinde ki karanlık ruhlarda görebilirsiniz. Asurlardan Sümerlere kadar, karanlık ruhları temsil eden, savaşılması gereken ruhlan simgeleyen heykellerde ki hemen hemen bütün ‘”el figürlerinde” bu işaret vardır.

Masonlarda, 4 parmağın açık bırakılması ve baş parmağın içe doğru bükülmesi ile birlikte, elin kalp hizasında “ceketi baş parmakla, açık parmaklar arasına” almak sureti ile bu hareket yapılır. Mason tokalaşmalarında, 4 parmak dik iken, baş parmak kıvrık ve içe doğrudur. Tamamen. “Rabia işareti şeklindedir.” Hatta bir mason, karşısındaki kişinin mason olduğunu bu özel iletişim yöntemi sayesinde anlar.

Baş parmak, karşıdaki kişinin baş parmağı ile işaret parmağı arasındaki deriyi sıkıyor ise, kişinin mason olduğu kanısına varılır. Paganlar ayinlerinde bu işareti kullanırlar. Ünlü sümeroloğumuz Muazzez İlmiye Çığ ın ilgili Sümer heykellerinde bu tür sembollerin varlığı hususunda bizleri daha derinlikli bilgiye sahip kılmasını önemli buluyorum…

Bu sembolün “masonik” olması, meydana çıkanları mason kılmaz. Benim şahsi kanaatim, kapitalist modernite çağında sembollerin güçlü bir iletişim aracı olduğudur. Yani esasen, geniş kitleleri kuşatan her sembol, büyük bir iletişim aracıdır. Bir mesajı, semboller ile verebilirsiniz. Bu nedenle “eşi Nasa’da” çalışan Mursi’nin, küresel lordlara çaktığı bir selam olarak görebileceğimiz türden bir sembolün yaygınlaştırdığını görüyoruz.

Her ne kadar “Mısır’da yaşanan askeri darbeye karşı isek, bu darbe öncesinde, kadınların suratına kezzap döken muhafazakar saplantılarını din sayarak, insanlara müdahale eden ihvancı şizofreniye de karşıyız.” Bu anlamda, karşıtlığımızın en temel nedenlerinin başında da îhvan’ın küresel lordlara olan yakınlığı gelmektedir.

Bir süredir “dış mihrak” edebiyatıyla bezenen cümleler kuran muhafazakar halk yığınları, ekseriyetle, ADL ödüllü, Yahudi üstün cesaret madalyalı “muktedirin” emperyalizmle olan bağına nedense hiç dokunamıyor. Nedeni belli. Daha önce de söylemiştim, rant kokusu almadan 300 metre yol yürümezler. Ramazan ayı içerisinde 719 şiinin ölümüyle sonuçlanan Irak’ta ki ElKaide terör saldırılarında ölen Esma’lardan hiç bahsedilmiyor.

Elbette, Mısır’da şehid olanlardan bahsedilmeli. Ama ikiyüzlülük, İrak’ta şehid olandan, Sivas’ta yakılandan bahsetmemektir. Öyle ya, insanları; demokratlar ve darbeciler diye ikiye ayırmışlar. İnsanlar, demokrat ve darbeci diye ikiye ayrılmazlar. Ezenler ve ezilenler diye ikiye ayrılırlar. Eğer kategorizasyonu doğru zeminde yapmazsanız, bir zulme itiraz edeyim derken; başka bir zulmün ortağı olursunuz.

Sembollerin dünyasına değinmemin nedeni, bir sembol ya da işaretten yola çıkarak “bazı komplo teorisyenleri gibi” bir kitleyi itham etmek değildir. Yapılan işaretin manasını sorgulamaksızın yapan, okuduğu metnin iç anlamını düşünmeksizin okuyan aklı eleştirmektir. Bu eleştiriyi yaptığımızda da “darbeci” oluyoruz. En sonunda darbeli matkap dükkanı açacağım.

Odatv.com