Bu Hikayeyle İsmet İnönü’nün Nasıl Bir Devlet Adamı Olduğunu Anlayacaksınız

321

Bu Hikayeyle İsmet İnönü’nün Nasıl Bir Devlet Adamı Olduğunu Anlayacaksınız
İsmet İnönü ismi, güncel siyasetin seyri içerisinde yeniden gündeme geldi.

Yıllardan beri süregelen tartışmalar bunun üzerine normal seyrinden daha yüksek bir grafik çizmeye başladı.

Peki İnönü nasıl bir karakter yapısına sahipti? Birkaç tarihî örnekle bu konuya değineceğiz.

İnönü kindar birisi değildi.

Faaliyetlerinden de liyakata ve adalete önem verdiği görülüyor. Nitekim Zeki Kuneralp’in kariyerini etkilemesi buna örnektir.

Kuneralp, Milli Mücadele döneminde Kuvayı Milliye hareketini eleştiren, TBMM Hükumetine muhalif olan gazeteci-bürokrat Ali Kemal Bey’in oğluydu.

Babası 1922’de linç edilerek öldürüldü, kendisi ise yurt dışında büyüdü.

Çocukluktan beri Avrupa içerisinde geçirdiği süre zarfında 5-6 lisan öğrenmişti.

Yıllar sonra yurda dönüp vatan hizmetine girmek istedi, fakat babasının namı önüne engeldi. ”Vatan haininin oğlu” yaftası yapıştırılmıştı üzerine.

Zeki Kuneralp Dışişlerine girip çalışmak istiyordu. Adaylar arasında özellikle dil bilgisiyle ön plana çıkmıştı.

Fakat bürokrasi, babası dolayısıyla kendisine ambargo koymuştu.

Konu İnönü’ye gittiğinde paşa bu durum karşısında şaşırdı. Bürokrasi kanadı Zeki Kuneralp’in göreve alınmasının sakıncalarından bahsediyordu.

İnönü ise konuyu eğip, bükmedi. Hemen kararını verdi, Kuneralp memuriyete alınacaktı!

Evlatlar babalarının yapmış olduğu yanlışlardan, suçlardan mahkum edilemezlerdi.

İnönü’nün bu şekildeki kefaletiyle elçi olan Zeki Kuneralp uzun yıllar Türkiye’yi birçok ülkede temsil etti. 1998’de yine görevi başındayken suikasta kurban gitti.

Bir diğer yandan, İnönü’nün Adnan Menderes’in idamında dahili olduğu iddiaları ortaya atılmaktadır.

Oysa tarihî belgeler bunun tam tersini göstermektedir.

Gerçekten İnönü ve partisi 27 Mayıs hareketinin karşısında durmamıştır.

Hatta paşa, o sıralarda Amerika’daki oğlu Erdal’a yazdığı mektubunda

‘‘Askeri idarenin aleyhinde bulunma” demiştir. Aynı mektupta ihtilali de şöyle yorumlamıştır:

”Tamamıyla bozulmuş ve soysuzlaşmış bir zulüm idaresinin başka türlü kaldırılması mümkün değildi…

Çok söyledim, dinlemediler… İş, bir askeri darbeye varmamalıydı.

Bu darbenin hiçbir surette tertibi ve tatbiki içinde değilim… Şimdi gerisini düzeltmek için çalışacağım.”

İnönü oğluna yazdığı 7 Haziran 1960 tarihli bu mektubunda söylediği gibi gerçekten de gerisini düzeltmek için çalıştı.

Yassıada’dan Adnan Menderes, Fatih Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan’ın idam kararları çıktıktan sonra kalemi eline aldı ve Cemal Gürsel’e mektubunu yazdı.

”Ölüm kararlarının tasdik ve infazı yüksek milli menfaatlere her suretle aykırıdır.

İhtilalden 1,5 sene sonra, geçmiş bir iktidar erkanının siyasi suçlardan dolayı idam edilmeleri,

siyasi idamların bünyesinde zaten mevcut olan hak tereddüdünü azami ölçüde artırmış olacaktır.

Suçluların en ziyade kahrını çekmiş vatandaşlar bile bu infazı aşırı bulacak ve müteessir olacaklardır…

Siyasi suçlardan dolayı ölüm cezası, yeryüzünde hiçbir medeni ülkede hemen kalmamış gibidir.”

Tabii her insan gibi İnönü’nün de hataları vardı.

Boraltan Köprüsü Hadisesi, 1944 Türkçü-Turancılık Davası, 1946 Seçimleri bunların başında sayılabilir.

Neticede varmak istediğimiz nokta şudur ki, her tarihî şahsiyeti negatif ve pozitif yönleriyle ele almak gereklidir.

Fakat kim olursa olsun, her ne yapmış ise yapmış olsun hiçbir tarihî şahsa hakaret edilmemelidir.

İdeolojilerden uzak, sadece tarih bilimi içerisinde şahısları değerlendirmek elbette zordur.

En azından küfürlü ve seviyesiz söylemlerden kaçınmak gereklidir.

Tarih, bugünden geçmişin değil; geçmişten bugünün şekillendirildiği bir olguyu içerisinde barındırır.

Dolayısıyla geçmişte yaşamış insanların iyi yönlerini yücelterek veya kötü yanlarından intikam almaya çalışarak hiçbir yere varılamaz.

Bize düşen, geçmişteki hataları ve başarıları öğrenip bunların günümüzü nasıl şekillendirdiğini anlamak ve geleceğe de bu birikimle sağlam adımlar atmaktır.

Kaynak: onedio.com