ÖNCE FETÖ SONRA DAMAT ALBAYRAK  ALTIN’CI FİLO İLE UŞAK’IN DOGACAK BEBELERİNİN YAŞAMINI BİLE SATTILAR!!!!! GELECEĞİMİZİ PEŞKEŞ ÇEKTİLER!!!

1741

Halkın Tüm karşı koyuşları mahkemenin yürütmeyi durdurma kararlarına rağmen,hukuku hiçe sayarak,İnsanlarımızın geleceğini sağlığını hiçe sayarak,doğayı hayvanları hiçe sayarak, Amerikan ve Kanadalı eldorado gold şirketine taşeronluk yapmak ülkemizin zenginliklerini yabancılara peşkeş çekmek için adeta birbirleriyle yarıştılar.

Önce Fettullah Gülen’in koza şirketti, Sonra Tayyip’in oğlunun ve damadının şirketleri,albayraklar bu tatlı ölümcül rantı cematin elinden aldı. Kavgalar boşuna değildi. Bu ülkeyi yabancılarla işbirliği ile tüm zenginliklerini hukuka rağmen yağmalama yarışında idiler. Kendi ülkesini kişisel çıkarları uğruna yabancılara peşkeş çekme yarışı.! Zenginlikler yabancılara zehirler bize kaldı.

Bölgede her yıl yüzlerce hayvan telef olmaya insanlar hastalanmaya başladı bile. Çünkü bu siyanür öyle bir illet ki suya toprağa atmosfere rüzgara bile buharlaşak karışıp yüz km çapını etkileyebiliyordu. Bölge halkının protestoları ellerinde yazdıkları pankartlarda”ALTIN’cı filo defol” yazıları işe yaramadı.

Ve o insanları vatan haini ülkenin gelişmesini istemeyen anarşist marjinal komünist diye suçlamışlardı.70 li yıllarda altıncı filonun önünde namaz kılanlar bu gün amaçlarına ulaşmış ülkeyi peşkeş çekiyorlardı.

O Gün namaza duranların arasında ABDullah Gül,Tayyip Erdoğan bugün bir çoğu bakanlık yapan arkadaşları vardı. Ve ABD ilk O gün bunları tanıyarak ellerinden tutup “Yürüyün yaaa kullarım” dedi.

Şimdi bizim topraklarımızdan altınları Dünyanın hiç bir yerinde uygulanmayan sïyanur yöntemiyle çıkarıp kanadalı şirketlere aktarırken zehrini bize bırakıyorlar.
UŞAK’IN DOGACAK BEBELERiNiN YAŞAMINI BiLE SATTILAR!!!!!

Aşağıda uzmanların bölge insanları ve hayvanları için, doğa için bu tehlikeli ciddi durum hakkında görüşlerini okuyacaksınız.
insan

UŞAK’IN 25 YIL SONRASI KARANLIK

! Uşak Çevre Gönüllüleri Derneği Başkanı Hasan Yüksel, kentin 25 yıl sonrasının karanlık olduğunu ifade etti.

Kışladağı’ndaki altın çıkarım işleminin merkezi Kanada’da bulunan bir şirket tarafından siyanürle yapıldığını ve buradaki en büyük sorunun asit kaya drenajı olduğunu ifade eden Hasan Yüksel, “Herkes şu anda siyanür bizi zehirliyor diyor, fakat en büyük sıkıntı asit kaya drenajında. Geniş bir alana zaman içinde yayılan zehirli atıklar, bulundukları mahaldeki toprakla buluşuyor ve besin zinciriyle insanlara kadar ulaşabiliyor” dedi.

BALIKESİR BALYA VE KIBRIS LEFKE GİBİ OLABİLİRİZ

Balıkesir’in Balya ilçesinde 100 yıl önce çıkarılan kurşun ve çinko madenlerinin atıklarının hala doğaya zarar verdiğini ve 70 yıldır bölge halkının zehirlendiğini söyleyen Hasan Yüksel, “Balıkesir’in Balya ilçesinde tarımsal ürünler yenmiyor, şiddetli yağmur yağdığında madenden kalan kalıntılar akarsulara ve yer altı sularına bulaşıyor.

Sık sık meydana gelen balık ölümlerine karşı, yerel yönetim çözüm bulamaz halde. Aynı durum Kıbrıs’ın Lefke kentinde de yaşanmış.
Orada da narenciye bahçelerindeki meyveler, kimse tarafından yenmiyor. Çünkü içinde asit kaya drenajından kaynaklı zehir barındırıyor.

Şu anda benzeri, tehlike Uşak için de geçerli.

Kışladağı’na kurulan ve sahipleri Kanadalı olan altın madeniyle ilgili hep siyanüre vurgu yapıldı. Siyanür, işin görünen tarafı ve bir de bunun bilinmeyen iç yüzü var. O da az önce bahsettiğim asit kaya drenajı. Bu, madenden çıkan bütün atıkların toprağa işlemesiyle oluyor ve zamanı geldiğinde bu zehirli atıklar, tıpkı Balya ve Lefke’de olduğu gibi, bizim de tarımsal ürünlerimize bulaşacak. Besin yoluyla insanlarımıza geçecek.

Maalesef Uşak için 25 yıl sonrası karanlık” dedi. Altın madeni işletmesinin pasa denen yerlerin altına göletler yaptığını ve kısmi önlem aldığını belirten Hasan Yüksel, bunların da zaman içinde yeterli olmayacağını ve hava yoluyla zehirli atıkların tekrar doğaya karışacağını ifade etti.

BALYA ŞU ANDA 100 YILLIK ZEHİRE ÇÖZÜM BULAMIYOR

Balya ilçesi 100 yıl önceden kalan ve bugün halen doğada tahribata neden olan maden atıklarından kurtulmaya çalışıyor. Doğanın zarar görmesine ve toplu balık ölümlerine neden olduğu tespit edilen ve 100 yıldır açıkta kaderine terk edilen atıklar ilgisizlikten yıllardan bu yana aynı yerinde duruyor.

Çinko, kurşun ve bakırdan oluşan atıklarla ilgili konuşan Balya Belediye Başkanı Osman Kılıç, Balya’nın ve Balıkesir’in daha fazla zarar görmesini istemediklerini söyledi. Halkın içinden başkanlık koltuğuna oturduğunu ve en kötü senaryoda tekrar halkın içine döneceğini söyleyen Başkan Kılıç, zararlı atıklara görev süresi bitmeden bir çare bulacağını açıkladı.

Başkan Osman Kılıç, “Balyamızın hemen içinde eski adı ile Karaaydın Madeni olan bir yer burası. 100 yıl belki de daha öncesi dönemlerde Fransızların işlettiği bir maden vardı burada. İnsanların evine ekmek götürdüğü, çalışabilecekleri bir yer. Fransızlar, madeni uzun süre çalıştırıyorlar ve atıklarını da buraya bırakıp 100 yıl önce gitmişler. Bu atıkların içinde kurşun, bakır, çinko ve altın çıkartıldıktan sonra geriye kalan atıkları içinde barındırıyor.

Bu atıklar zaten doğada kötü bir görüntü sergiliyor. Balya ise yeşilin bol olduğu, koyu olduğu şirin bir kasaba. Özellikle şiddetli yağmurlarda, yağmur sularının bu atıklarla birlikte süzülüp dereye karışması ile birlikte bu zehri alıyor, Kadıköy’e götürüyor, Manyas’a götürüyor. Toplu balık ölümleri yaşanıyor” diyerek kısa bir süre önce durumu net bir şekilde ortaya

USAK PORT.COM