“Times ve Guardian’dan seçim sonrasındaki olasılıklara ilişkin çarpıcı iki analiz”

215

Times ve Guardian’da Türkiye yerel seçimlerinin sonuçlarıyla ilgili çok önemli iki analiz yayınlandı. “Sultanın gücünün sınırları” ve “muhaliflerin serbest bırakılması” ana temalar.

Guardian gazetesinin dış politika yazarı Simon Tisdall, yerel seçimlere ilişkin analizinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın sonuçlara nasıl bir tepki vereceğini irdeliyor. Yazar, Erdoğan’ın sonuçlara tepkisinin ‘muhalefet üzerinde daha fazla baskı oluşturmak olabileceği’ yorumunu yapıyor.

‘Erdoğan’ın, yerel seçimleri kendi kişisel liderliği için bir referanduma dönüştürdüğü’ ifade edilen analiz şöyle:

“Şimdi asıl soru, Erdoğan’ın nasıl tepki verecek? Türkiye siyasetine 2003’ten bu yana hükmeden Erdoğan kaybetmeyi sevmez. Hiçbir eleştiriye tahammül etmez. Katılımın oranının yüzde 84,5 olduğu seçimlerde AKP’den sapan oylar, daha önce görülmemiş bir sitem anlamına geliyor.

“AKP’nin kampanyasını Erdoğan tek başına yürüttü. Cumhurbaşkanı olarak konumunu istismar edip, iki ayda neredeyse her gün miting düzenledi. AKP’nin başarısının ‘ulusal beka meselesi’ olduğunu söyledi ve muhaliflerinin teröristlerle ortaklık ettiğini öne sürdü.

KATLİAM VİDEOSU İZLETTİ

“Geçen ayki Christchurch Camii’ndeki cinayetlerin videosunu mitinglerde göstermesi ve saldırıların batılıların Müslümanlara, özellikle Türklere karşı organize bir kampanyanın parçası olduğunu söylemesi büyük eleştiri aldı.

“Seçim sonuçları, Türkiye için 2016’daki darbe girişiminden sonraki en büyük siyasi şok. Darbe girişiminden sonra Erdoğan’ın ilk tepkisi kitlesel gözaltı talimatları vermek ve ülke dışındaki komplocuları suçlamak oldu. Erdoğan darbe girişimini, iktidarını güçlendirme amacıyla, ülke genelinde ayırım yapmadan tüm muhalifleri tasfiye etmek için bir bahane olarak kullandı.

“Benzer bir karşılık yine beklenebilir, ama muhtemelen aynı çapta değil. Erdoğan, geçmişte olduğu gibi, kolay etkisi altına giren yargının yardımıyla muhalifleri diskalifiye etmek için haklarında yasal itiraz süreci başlatacak.

KÜRT BÖLGELERİNDE NE YAPACAK?

“Erdoğan özellikle HDP’nin kazanımlar elde ettiği Güneydoğu’daki Kürt bölgelerindeki kutlamaları bastırmakta kararlı davranacak.

“Erdoğan HDP’yi yasadışı PKK ile ortaklık yapmakla suçluyor, HDP ise bu suçlamaları kesinlikle reddediyor. Seçimden önce bazı HDP aktivistlerinin de terör bağlantılı suçlar nedeniyle gözaltına alındıkları haberleri geldi.

“HDP’nin en karizmatik lideri Selahattin Demirtaş’ın kaderi bunun örneği. Demirtaş 2014 seçimlerinde Erdoğan’a kök söktürdü ve bu yüzden tehdit olarak görüldü. Demirtaş, ‘terör propagandası yapma’ suçu nedeniyle 2016’dan bu yana cezaevinde.

“Geçen yıl kendisine geniş yetkiler tanıyan referandumdan sonra Erdoğan’ın, hükümet, ordu, mahkemeler dâhil Türk kurumları üzerindeki hâkimiyeti olağanüstü. Gazetecilerin araştırma ve inceleme yapabilme yetilerini yok edildi.

SONUNU SOĞAN GETİRECEK

“Tüm bunlar ana muhalefet partisi CHP’nin başarısını daha çarpıcı kılıyor. CHP’nin zaferleri tüm muhalif partileri için teşvik edici olacak ve Türkiye’de, geçen yıl neredeyse öldüğü düşünülen demokrasinin yenilenmesi umutlarını ölü toprağından çıkarabilir.

“Bu, Erdoğan için sonun başlangıcı mı? Bunu söylemek için çok erken. 2023’e kadar herhangi bir ulusal seçim yok. Daha ziyade taşrada olan seçmen tabanı hala güçlü, yüzde 44 oranında.

“Ama hala kapalı bir kutu var: Ekonominin durumu, seçimlerde belirleyici olan bir faktör.

“Artan gıda fiyatları ve evlerin temel ihtiyaçlarındaki darlık, büyük bir Türk sultanı dahi olsa, her siyasetçi için sorun teşkil eden bir durum. Erdoğan’ın felaket nedeni, soğan fiyatları olabilir.”

TİMES: ERDOĞAN HAPİSTEKİ MUHALİFLERİ BIRAKMALI

The Times gazetesi Türkiye’deki yerel seçimlere haber, analiz ve başyazıyla geniş yer verdi. Gazete, seçim sonuçlarıyla ‘Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın gücünün sınırlarını kabul etmek zorunda kaldığı’ yorumunu yapıyor.

Gazetenin haberinde seçmenin Erdoğan’ı ‘kötü giden ekonomi nedeniyle cezalandırmış olabileceği’ belirtilirken, Erdoğan’ın kendisi için bir güvenoyuna dönüştürdüğü kampanyasının da ters teptiği’ yazıyor.

Gazete, AKP’nin büyük şehirlerdeki kaybının ‘Erdoğan ile eski müttefiklerinin de arasını açabileceği’ yorumunu yaptı ve “Erdoğan tarafından görevden alınan eski Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun bu ay yeni bir parti kuracağına inanılıyor” satırlarına yer verildi.

Haberi yazan Times muhabirinin analizinde de şu ifadeler var:

“Türkiye’deki seçimlerde sürpriz beklenmiyordu. 11 yıl başbakanlık yaptıktan sonra 2014’te cumhurbaşkanı olan Recep Tayyip Erdoğan, medya, yargı ve kurumlar üzerindeki gücünü öyle sağlamlaştırdı ki, birçokları yenilginin onun için imkânsız olduğuna inanıyordu.

“Ama bu sefer başarısızlıklar saklanamayacak kadar büyük. Yıllar süren yanlış idareler ekonomiyi zora soktu, Lira geçen yaz dolar karşısında yüzde 30 değer kaybetti ve enflasyon yüzde 20’ye çıktı.

‘Erdoğan tabanının sadakati için yeni yollar bulmalı’

“Şartlar kötüleştikçe, Erdoğan’ın partisi AKP, İslami ideolojisinden çok teknokratik veriminden dolayı kendilerini destekleyen birçok seçmeni kaybetti.

“Hükümet, kurtarma paketi için Uluslararası Para Fonu’na (IMF) gidebilir. Erdoğan ekonominin ne kadar kötüye gittiğinin ve halk desteğini kaybettiğinin farkında mı?

“Partisi ve hükümet içindeki son muhalif sesleri de yok etti. Kendisini çevreleyen akrabaları ve aşırı sadık olanlar da iktidara doğruyu söylüyor gibi görünmüyorlar. Eski Wall Street bankacısı ve geçen seçimlere kadar ekonomiden sorumlu başbakan yardımcısı olan Mehmet Şimşek gibi kısmen bağımsız olan sesler de sürüldü.

“Hiç seçim olmadığı 2023’e kadar geçecek sürede Erdoğan, seçmen tabanını sadık ve bağlı tutabilmek için yeni yollar bulmalı.

“Muhalefet, ekonominin kalbi İstanbul’u yönetebileceklerini, hatta AKP’den daha iyi yönetebileceklerini kanıtlayabilmek için bir şans elde etti. İstanbul’daki başarı, muhalefeti ulusal iktidara götürebilir.”

The Times gazetesinin başyazısının konusu da Türkiye’deki yerel seçimler.

SULTAN ZOR DURUMDA

‘Sultan zor durumda’ başlıklı başyazıda “Türk cumhurbaşkanı siyasi muhaliflerini serbest bırakmalı ve ekonomiyi açmalı” deniyor.

Başyazı şöyle:

“Türkiye’nin modernliğe ve refaha yönelmesi büyük ölçüde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın icraatıydı. Şimdi ise ekonomi küçülüyor, gıda fiyatları artıyor, işsizlik artıyor ve hükümete muhalif olanların çoğu ya susturuluyor ya da hapiste. Bu da Erdoğan’ın icraatı.

“Karmakarışık geçen son beş yılda Erdoğan kişisel iktidarını oluşturdu, şehirlerdeki gösterileri ezdi, ordu ve kamuda tasfiyeler yaptı ve piyasaları karıştırdı.

“Cumhurbaşkanı’nın yerel seçim öncesi gerginliği şaşırtıcı değil. Büyük şehirlerde trafik sorunu, düzensiz yapılaşma ve hava kirliliği gibi kaygılarla seçime gidilse de, Cumhurbaşkanı sahnenin hep en önündeydi. Erdoğan, partisi AKP’ye destek toplamak için 81 şehrin 50’sine seçim gezisi düzenledi.

“Resmi televizyon kanalı günde iki veya üç mitingi canlı yayında gösterdi. Seçmenlerine, yerel seçimlerin ‘ulusal beka ve ulusal güvenlik’ meselesi olduğunu söyledi. Karanlık güçlerin, derin devletin yabancı düşmanlarla işbirliğinde olduğunu ve liraya karşı komplo kurduklarını söyledi. AKP’nin yerel belediye başkan adayına verilecek oy, kendisine de verilecek bir oydu. Toptan satışçılar ‘fiyatları artırmak için sebzeleri stoklayıp terörü yayıyorlardı’.”

Başyazıda, Erdoğan’ın başarısının daha önce komplo teorileriyle geldiğini düşünenlerin, artık ‘Cumhurbaşkanının bu yöntemle dikkatleri kötü yönetimden başka yere çekme amacında olduğu’ sonucuna vardıkları belirtiliyor ve Erdoğan’ın cumhurbaşkanlığındaki otoritesini artırmak için de maliye bakanlığına damadını getirdiği yazıyor.

GÜCÜNÜN SINIRLARINI KABUL ETMEK ZORUNDA KALDI

The Times gazetesi, AKP’nin kurulduğu günden bu yana ilk defa Ankara’yı kaybetmesini de böyle düşünen seçmenlerin verdiği bir mesaj olarak yorumluyor. İstanbul’daki yarışın da başa baş gittiğini ve İzmir’in de muhalefetin kontrolünde olduğunu yazan gazetenin baş yazısının devamında şu ifadeler var:

“Bu şehirler Türk ekonomisin güç merkezleri. Erdoğan, geçen yıl seçildikten sonraki ilk sandık sınavında bu şehirlerin güvenini kaybetmiş görünüyor.

“Kendisini modern zamanların sultanı olarak hayal etmeyi seven Erdoğan gücünün sınırlarını kabul etmek zorunda kaldı. Bu ona düşünmek için zaman aralığı tanımalı. Muhalefeti daha çok bastırmak ile ekonomiyi, müttefikleriyle ilişkilerini kötü idare ettiğini açıkça kabul etmek arasında stratejik bir tercih var. Ancak ikinci yolu tercih ederse yatırımcıların güvenini geri kazanır.

“Merkez Bankası’nın kararlarına müdahaleleri ve nepotizmiyle ‘Erdoğan ekonomisi’ artık doğru değil, ve hiçbir zaman da doğru olmadı. Kurumsal batak borç, devlet bankalarından aşırı büyük heveslerle kredi dağıtılması, bazı gıda fiyatlarının yapay şekilde aşağıda tutulması, tüm bunlar sorunları üst üste yığıyor. Yapısal reformlar zorunlu oldu.

“65 yaşındaki Erdoğan’ın dört yıl yerel veya genel, seçimsiz geçireceği dört yıllık lüksü var. Bu dönemde muhalefeti boğmak, yakınlarını ödüllendirmek ve Rusya’yla Nato müttefiklerini birbirine düşürmek dışında hiçbir şey yapmazsa tüm mirasını israf etmiş olacak.

“Bölgenin, komşularına kudret ve istikrar getirecek, ışıltılı demokratik yönetim örneklerine ihtiyacı var. Hâlihazırdaki diktatörlere bir yenisinin eklenmesine değil.”