Yarının adamı olmak…​

698

Mustafa Kemal, Çerkezlerin oturduğu Kutaytara’nın doğusundaki köye gitti. Çerkezler onu ve yanındakileri soygunculardan sanarak iyi karşılamadılar. Bir müddet sonra anladılar ki, bunlar dertlerini dinlemeye, kendilerine iyilik yapmaya gelmişlerdir, hemen anlaştılar. Köy ileri gelenlerinden biri dedi ki:

-“Siz ne derseniz yaparız. Fakat bizi ezen devletin istediğini yapmayız.”

Bir gün bu köye hücum eden bir kolağasıyla kuvvetlerini köylüler kuşatmışlar, öldürmek üzereydiler. Mustafa Kemal biraz arkadaydı. Tam zamanında yetişti. Köylüler onu görünce etrafını sardılar, kolağasını ona bağışladılar.

Birlik başındakiler yine bir hayli para toplamışlardı. Mustafa Kemal’e de bir hisse vermek istiyorlardı. Onun için ya şerefli gelecek zamanlara doğru yükselerek gitmek veya o yaşta para uğruna lekelenmek vardı. Maddi çıkarlar karşısında küçülenlerden büyük yetişmez. Mustafa Kemal kararını vermişti. Vurgundan pay alıp almamakta tereddüt eden bir arkadaşına sordu:

-“Bugünün adamı mı olmak istiyorsun, yoksa yarının mı?”

-“Elbette yarının adamı olmak isterim.”

-“Öyleyse hisse alamazsın, ben de almadım ve alamam.”

O sırada alayında bulunanlara da şöyle seslenmişti:

-“Arkadaşlar, ben namuslu askerim. Benimle arkadaş olmak isteyenlerin de namuslu olmaları gerekir.”

Falih Rıfkı Atay, Babamız Atatürk kitabından