Simidin Tarihi

325

Bazı tarihi kaynaklarda yer verilen bilgilere göre, simidin geçmişi 14’üncü yüzyıla dayanıyor.

Tarihi 1593 olan Üsküdar Şeriye Sicilinde, has undan yapılmış halka biçimindeki bir çeşit ekmek, “simid-i halka” olarak adlandırıldı.

Padişah 2’nci Süleyman döneminde ise bir mutfak defterine, çörek ve ekmeğin yanı sıra saraya günde 30 simit tahsis edildiği yazıldı.

Ayrıca bazı padişahların, ramazan aylarında iftar davetleri sonrası yollarda saf tutan askerlere simit hediye edildiği biliniyor. Dolayısıyla simide, “padişah hediyesi” sayılacak kadar değer veriliyor.

Hekim Bereket Türkçe el yazması tıp kitabı olan Tufet-i Mubariz adlı eserinin son kısmında Tabiat Name bölümünde yemek çeşitlerinden ve hamur işlerinden bahsederken simitten de bahsetmektedir.

Yeniçerilerin bir kolu olan “Sekban Sınıfı”na ait fırınlarda çalışmak üzere işe başlayanlara simitçi denmekte, saray fırınında “Simitçi Ustası” adı ile çalıştırılan ustalar bulunmakta idi. Görüldüğü üzere yeniçeriler simidi bolca tüketmişlerdir.

Evliya Çelebinin seyahatnamesinden İstanbul’da simitçilerin 70 fırında, toplam 300 nefer olarak çalıştığını, bu yiyecekten, “simid”, “simidi nam çörek”, “simid halka” olarak bahsetti.

Ancak, simitçilerin “Simitçiler, Ekmekçi ve Börekçiler” adıyla dernek kurmaları, 10 Haziran 1910 tarihinde gerçekleşiyor.

XIV. Yüzyılda Osmanlıda simit çeşitli vesilelerle karşımıza çıkıyor. Örneğin Avrupalı ressamlar eserlerinde simit ve simitçilere sıkça yer vermişlerdir. Bunlardan en ünlüsü İtalyan ressam Giovanni Birindesi’dir.

Abdül Mecit devri İstanbul’unu anlatan gravürlerinin pek çoğunda simitçiler bulunmaktadır. Diğer bir ressam ise yağlıboya “Simit Satıcısı” tablosunu da resmeden Warwick Goble’dır.

Simit’in hayatımızdaki yeri sadece II.Dünya Savaşı yıllarında bir süreliğine boş kalmıştır.

II.Dünya Savaşı yıllarında unun az olması nedeni ile bir süre simit yapımı yasaklanmıştır. Çok fazla uzun sürmeyen bu yasaktan sonra un üretiminin normal düzeye çıkması ile yapımı tekrar serbest bırakılmıştır.

II.Dünya Savaşı sonrası satışında farklı yöntemler denenmiş, poşet içerisinde ve farklı şekillerde satılmaya çalışılsa da lezzetinin bozulduğunun görülmesi üzerine tezgâhta simit satışına tekrar dönülmüştür.