TEHLİKELİ BİR DİNCİ YAPILANMA: YEHOVA ŞAHİTLERİ.

349

TEHLİKELİ BİR DİNCİ YAPILANMA: YEHOVA ŞAHİTLERİ.

Yehova’nın Şahitleri olarak bilinen tarikat, 1870 yılında Amerika Pennsylvania’da Charles Taze Russell tarafından kurulmuştur.

Dinsel bir tarikat, cemaat ve örgüt olan Yehova Şahitlerinin yönetim merkezi New York olup “Tarassut Kulesi İncil ve Risale Cemiyeti” (The Watchtower Bible and Tract Society) dir. Cemiyetin Yönetim Kurulu (Governing Body) 6 alt kuruldan oluşur. Alt kurullar kitap ve dergi basımı, halkla ilişkiler ve cemiyetin dünya çapındaki faaliyetlerini organize ederler. Yönetim kurulu Hristiyan dünyası tarafından kabul edilen Kutsal Kitap’ ı (The Bible) kendi inançlarına uydurarak “Yeni Dünya Çevirisi” adı altında yeniden yayımlamıştır. Böylelikle kendi inançlarına uygun ikinci bir İncil, ya da, paralel bir İncil oluşturmuşlardır.

Yani onların inandığı İncil ile Hristiyanların inandığı İncil birbirinden farklıdır. Tevrat ve İncil’in özgün metnini kendi sapkın öğretilerini destekleyecek şekilde baştan sona değiştirmişlerdir. Cemaat kendi öğretisine aykırı ayetler ortaya çıktıkça her seferinde “Yeni Dünya Çevirisi” ni düzelterek yeniden basmaktadır.

Cemaatin yönetim kurulu, Kutsal Kitap’ı çeviri, yorumlama ve açıklama yetkisine sadece kendisinde olduğunu iddia eder. Üyeler de bunu kabul eder. Yani, Kutsal Kitap’taki herhangi bir ayet hakkında yönetim kurulunun söylediği son söz olarak kabul edilir, kimse karşı çıkamaz ve eleştiride bulunamaz.

İNANÇLARI.

Yehova’nın Şahitleri Watchtower dışında hiçbir dinsel, siyasal yönetimi ve kiliseyi kabul etmezler. Kendileri hariç tüm dinler Şeytan’ın denetimi altındadır. Bir çok dinci grup veya tarikat üyesinin yaptığı gibi Türk bayrağını tanımaz ve selamlamazlar. İstiklal Marşı çalındığında ayağa kalkıp saygı göstermezler veya o bölgeyi terk ederler. İnançlarına göre kendi dinleri hariç tüm dinler ve halkın seçtiği siyasetçiler Şeytan’ın kontrolu altınadır.

O nedenle hiçbir dine hoşgörü göstermezler, ulusal ve dinsel bayramları kutlamazlar, seçimlerde oy kullanmazlar. İnsancıl gerekçelerle değil, örgüt emrettiği için askere gitmeyi reddederler. Onlar kendi inandıkları Tanrılarının askerleridir. Kıyamet koptuğu vakit bir tek onlar hayatta kalacak, diğer tüm insanlar ölecektir. Kıyamet kopması ve dünyanın sonu tarihlerini 1914, 1918, 1925 ve 1975 olarak bir çok kez belirleseler de hepsi boşa çıkmıştır.

CEMAATİN ÖRGÜTSEL YAPISI

Cemaatler semtlere, mahallelere göre örgütlenir ve bir cemaatten başka cemaate yatay geçiş olmaz. Cemaat üyeleri birbirlerine “birader” veya “hemşire” diye hitap ederler. 20 cemaat bir “çevre” (circuit), 10 çevre bir “bölge” (district) yi oluşturur. Cemaatler “Çevre Nazırları” ve “Bölge Nazırları” tarafından dönemsel olarak her hafta denetlenir. Bölge Nazırı tarafından atanan “İhtiyar” veya “Hizmetçi” adı verilen erkek üyeler cemaatleri yönetilir. Kadınlar yönetici olamaz. İhtiyarlar toplantıları ve “tarla faaliyeti” denilen propaganda ve misyonerlik faaliyetlerini yürütürler. Her üye evden eve giderek örgütün propagandasını yapmak, kitap, dergi ve broşür dağıtmak ve saat raporu vermek zorundadır. Çevre ve Bölge Nazırları Yönetim Kurulu tarafından atanır.

Cemaat üyeleri sadece cemaatten kişilerle arkadaşlık edebilir ve evlenebilir. Cemaatten ayrılan, sağlık veya hastalık gerekçesiyle kan bağışı yapan veya kan nakli alan, sigara içen, flört eden, cemaat kurallarına karşı gelen üyeler Şeytana teslim edilmiş kabul edilir ve onlarla olan tüm maddi, manevi, parasal ve ticari ilişki kesilir. Bu bir çeşit aforoz işlemi olup “müşareketten kesme” olarak bilinir. Akraba, kardeş, çoluk çocuk, torun veya karı-koca olsalar bile ilişiği kesilerek cemaatten atılan kişiyle konuşulmaz, görüşülmez, selam verilmez. Onlar Şeytan’ın kontroluna girmiş yabancılar ve düşmanlar olarak görülür.

Bu durum bir çok ailenin parçalanmasına, trajedilere, kavgalara, nefretlere ve hatta intiharlara bile yol açmaktadır. Cemaatten atılmış bir kişiyle görüşen de cemaatten atılır. Cemaatten atılanlar ancak tövbe edip geri dönerlerse yeniden cemaate kabul edilebilirler.

Her masum görünüşlü dinci yapılanma gibi bu örgütün de, kamufle edilmiş bir biçimde, yıllardır Türkiye’nin birlik ve beraberliğini bozmaya, ulusal değerlerini yıpratmaya çalıştığı açıktır. Hoşgörüsü olmayan inançlar hoş görülemez. Bunun demokrasi ve özgürlükle bir ilgisi yoktur. Ulusal bilincimizin ve değerlerimizin -eski sömürgecilerin, emperyalistlerin Afrikalı uluslara yaptığı gibi- sevgi, kardeşlik, hoşgörü, iman gibi sihirli sözcüklerle bu örgüt tarafından aşındırılmasına izin vermeyelim.