IŞİD’in kilit adamı, asker ve polisin kıymetlisiymiş: “Şıhım, birbirimize zarar vermemeliyiz”

492

10 Ekim Ankara Katliamı Davası’nda IŞİD’in kilit adamı İlhami Balı’nın telefon kayıtları döküldü. Kayıtlarda askerlerin “Şıhım” diye hitap ettiği Balı, sınır hattındaki askerlerle rahatlıkla konuşuyor.

Askerlerin kendilerinden her gün yardım istediğini ama buna rağmen kendi adamlarını sınırda yakaladığını, buna karşılık o dönem kayıp olan ve daha sonra yakılarak katledilen er Sefter Taş’ı bulup bizzat öldüreceğini ve resmini de komutanlara göndereceğini söylüyor. Emniyet ile takas pazarlığı da Balı’nın telefon kayıtları arasında yer alıyor.

10 Ekim Ankara Katliamı Davası’nın sekizinci grup duruşmalarının ilk gününde teknik takip kayıtları üzerinden avukatlar beyanda bulundu.

Telefon görüşmelerinin kayıtlarında, IŞİD’in kilit ismi İlhami Balı’nın sınır hattında askerlerle rahatlıkla irtibat kurabildiği, askerlerin kendisine “Şıhım” dediği, kendisinin komutanlara mesaj gönderdiği, adamlarının yakalanmamasını istediği ve Emniyet ile takas görüşmeleri yaptığı görülüyor.

Dahası, bu telefon kayıtları, IŞİD ile devlet kurumları arasında zımni bir anlaşma olduğunu iddialarını da doğrular nitelikte.

Er Sefter Taş henüz yakılmamış, hayattaydı: “Gördüğüm yerde kafasına sıkacam, resmini gönderecem”

2 Eylül 2015 tarihli konuşmada Balı ile “Dayı” dediği kişi, o sırada kayıp olan ama daha sonra IŞİD tarafından yakılarak katledilecek Sefter Taş hakkında konuşuyor.

Şahıs, kayıp asker Taş ile ilgili haber beklediğini söylerken, Balı ise kendilerinden yardım isteyen askerlerin IŞİD’lileri yakalamasına tepki gösterip bundan sonra kendisinin de gördüğü yerde askerlerin kafasına sıkacağını, Sefter Taş’ı öldürüp resmini komutanlara göndereceğini söylüyor:

Balı: Vallahi benden bir haber bekliyorsun ama aha ben sana söylüyorum; o komutana söyle, ben sıkacağım. Bu askeri ben elime geçireceğim, ben kafasına sıkacağım, resmini sana göndereceğim. Sen bu komutana gösterirsin, tamam mı abi?

Şahıs: Neden?

Balı: Neden abi? Gel bak bir tane Türk kardeşi bu taraftan çıkarıyor askerler. Yakalamışlar, kafa göz bir şey bırakmamışlar. Aha şimdi yanımda adam.

Ben sana resmini göndereceğim şimdi. Sen onu komutana gönder, tamam mı abi? Eğer ben bugün dün kaybolan askeri kendim bulursam, eğer buradaki şeyhler emirler ‘Sen bunu gönder’ derse, ben de onun kafasına sıkmazsam, benim adım Ebubekir değil. Ben bulacağım, kafasına sıkacağım, resmini de size de göndereceğim.

Şahıs: Sen sinirlenmişsin.

Balı: Ben sinirlenirim abi. Hem beni arıyor diyor ki ‘Bize yardımcı olun’, hem de benim adamlarımı yakalıyor, dövüyor asker. Benle oyun mu oynuyorsunuz abi?

Şahıstan Balı’ya: “Senin karşıda adamların var, niye irtibat kurmuyorsun”
Sözünü ettiği Türk IŞİD’linin askerlerle doğrudan konuşmuş olmasına karşın dövülerek, öldü diye Suriye’ye bırakıldığını ifade eden Balı, “Madem öyle her gün bir tane asker öldüreceğini” söylüyor:

Balı: Abi adam Türk Türk. Ben bunu Türkiye’ye gönderiyorum.

Şahıs: Yav canını sevdiğim Ebubekir, bu işleri az çok biliyorsun.

Balı: Tamam abi. Sen o komutana söyle, onlar da az buçuk işleri biliyor abi.

Şahıs: Yav sen burada bir telefon açıp da senin adamların vardı karşıda, onlarla niye irtibat kurup da bana “Abi böyle böyle bir durumum var, adam var, bir arkadaşım var, bir misafirim var” demedin.

Konuşmanın devamında da söz konusu şahıs, Balı’yı sakinleştirmek için aralarındaki “yakınlığı” anlatmaktan da çekinmiyor:

Şahıs: Benim sana yaptığım insanlığı da biliyorsun. Senin zaman zaman bana bir kelime de olsa, yani bir insan misafirim de olsa gereğini yaptığını da biliyorum. Yani bu bir kişi iki kişi için yanlış yönlendirmeyelim.

“Her gün arıyorlar, yardımcı olun diyorlar”

Balı, her gün bir askerin kafasına sıkacağını söyleyerek devam ederken, ölen askerin bir adamın kızına tecavüz ettiğini ileri sürüyor. Balı askerlerin kendilerinden yardım istediği iddiasını yineliyor:

Balı: Ben duydum; o ölen asker bir adamın kızına tecavüz etmiş. Sen bunu biliyor musun abi? Adam geliyor burada ağlıyor, sızlıyor.

Şahıs: Şimdi bak, ben sana bir şey söyleyeyim mi? Bazı noktalarda huzursuzum. Ben aşağı iniyorum. Bir uzman çavuş geliyor. Bana diyor ki, ‘Sen muhaliften izin almadan buraya niye indin?’ diyor. Ben bu pezevenk için kalkıp devleti karşıma mı alacağım? Devletin, o bir şerefsizin yaptığı hatadan dolayı ceza verebilir miyim?

Balı: Bizim ceza verdiğimiz yok abi. Her gün, her gün arıyorlar, hem diyorlar yardımcı olun. Ama gönderdiğimiz adamları…

8 Eylül 2015 tarihli bir başka görüşmenin kaydında da Balı, “Memet” dediği şahsa yine Sefter Taş ile ilgili “Etkin” ve “Yetkin” olarak kayıtlara geçen “Dayı” adlı birine haber gönderiyor:

Balı: Şimdi sen dayını arayacaksın. Diyeceksin ki; Ebubekir sizin o askerlerin kellesini… Ben Etkin Dayına kellesini teslim etmezsem adım Ebubekir değil diyeceksin. Daha bizim adamlarımızı dövüyor, daha bir de yardım istiyorsunuz değil mi siz? Aynen bu şekilde söyle.

(…)

Balı: En başta senin Yetkin Dayın görecek bunların hesabını. En başta Yetkin Dayın görecek.
*

Askerler Balı’ya “Şıhım” diye sesleniyor
5 Eylül 2015 tarihli bir başka telefon görüşmesine ait kayıtlarda Balı, o sırada nöbette olan İsa adlı bir askerle konuşuyor. İsa, Balı’ya “şıhım” diye hitap ediyor ve yanındaki askeri telefona veriyor:

Asker İsa: Şıhım, al, asker abi senle konuşacak şıhım.

Balı: Nasılsın abi?

Diğer asker: İyiyim şıhım, sen ne yapıyorsun?

Balı: Sağol. Buralardan bir ihtiyacın varsa söylemen yeter Allah’ın izniyle.
Konuşma dağ karakolundaki bir olay ile devam ediyor ve tarafların karşılıklı olarak birbirlerine zarar vermemesi gerektiğinden söz ediliyor:

Diğer asker: Abi hani burada birbirimize zarar gelmemesi lazım anlıyor musun?

Balı: Yok abi. Şu an zaten biz emir vermişiz, kesinlikle böyle bir şey sıkılmayacak. Ee karşı tarafa sizinle alakalı bir emir gelmiş, asla biz size karşı bir şey yapmayacağız. Yani kesinlikle öyle bir niyetimiz yok yani.

Diğer asker: Biliyorum abi, zaten olmaması lazım yani.

Balı: He yani yapan kardeş yeni biliyor musun? Ee zaten kardeşin de bir şey hatası yok. Karışıklık olmuş. Havaya sıkmış sadece. Sonra şeytan girmiş araya yani.

Diğer asker: Hani bu zamana kadar bir sıkıntımız olmadı sizinle.
Asker ile Balı, karşılıklı telefonlarını almak üzere sözleşip konuşmayı sonlandırıyorlar.

*

Emniyet ile takas pazarlığı

3 Ağustos 2015 tarihli bir başka görüşmede ise Balı, Enver adlı bir IŞİD üyesi ilgili konuşuyor. Konuşma, IŞİD ile Emniyet arasında takas pazarlığı yapıldığını gözler önüne seriyor:

Şahıs: Enver kardeşi ne ettin sen şıhım?

Balı: Abi ben sana Enes’i getir Enver’i al dedim mi demedim mi? Niye Enver için arıyorsun ki? Ben bir şey yapacağımı söylemedim sana Enver için, doğru mu? Benim alakam yok Enver’den. Emniyetçiler geldi, Cerablus Emniyetçileri aldı götürdü. Benim haberim yok, bilgim yok yani.

Şahıs: Tamam şıhım, ben Enes’i getireyim. Şıhım senin için ben Enes’i getireceğim.

Balı: Sen Enes’i getir, ben Emniyetçi’lere götürürüm. Derim “Aha size Enes’i getirdik, Enver’i bırakın” derim, bırakırlar. Bırakmazlarsa da bir şey diyemem açık konuşayım sana.
Sendika.Org/ Ankara